Açıkçası bu kitabın adını çok uzun zaman önce Barış Özcan dan duymuştum ve doğruyu söylemek gerekirse onun anlattığında kafamda canlanan hikaye pek bu şekilde değildi. Ben olayların tamamen bir kumar masası üzerinden devam edeceği fikrine kapılmıştım nedense ama hiç de öyle değilmiş gerçekten çok 'hareketli' bir kitaptı diyebiliriz tabir yerindeyse. David in epilepsi nöbetiyle başlayan kitapta öncelikle epilepsinin ne olduğu anlatılmış ve okurun bilemeyeceğini düşündüğü her mesele yazar tarafından konuşmalar arasına o kadar ustalıkla serpiştirilmiş ki gerçekten fizik sevmeyen beni bile merakla takip ettirdi diyebilirim. Matematikle ilgilenen biri olarak da olasılık ve istatistikle kitabın başında yoğun şekilde karşılaşmak farklı bir deneyim oldu David olasılık hesaplarını yaparken ben de işlemlerle uğrasır buldum kendimi :)
Kitapta karakterler ve olaylarla ilgili şimdi anlatıldıktan kısa bir süre sonra geçmişe dönüp yaşamıyla ilgili bilgiler vererek karakterle empati kurmamızı sağlıyor yazar. Bütün karakterlerin hatta ufacık bir yerde adı geçen yardımcı karakterin bile yaşamıyla ilgili yeterli bilgiye sahip olabiliyoruz.
Bilim dünyası çok fazla güzelliği beraberinde getirdiği gibi bilim insanlarının şahsi çıkarlarının da ne denli ciddi sorunlara yol açabileceğini gösteriyor da aslında. Umarım bilim uğruna insanların başına böyle şeyler gelmiyordur diye dua etmek istiyordum ki aklıma Naziler geldi bile ...
Kitap boyunca sıkılmak şöyle dursun kitabı elinize alabilmek için fırsat kolluyorsunuz.