"Okyanus," dedim, "nasıl da dövünüyor, bir aşağı bir
yukarı. Ve altında, balıklar, zavallı balıklar birbirleriyle
savaşıyorlar, birbirlerini yiyorlar. Bizim de o balıklardan
farkımız yok, ama biz karadayız, tek fark bu.
O odada Başkan
ya da Vali ya da varlıklı orospu çocuğunun teki yatıyor olsaydı içerisi doktordan geçilmezdi şimdi. Neden ölmelerine
izin veriyorsunuz? Yoksul olmak suç mu?"
-aynanın karşısına geçip çalışıyor olmalıydılar o
ifadeyi- bok çuvalına bakar gibi bakıyorlardı insana. Halbuki
onlar da aynı kapıdan girmişlerdi. Bir zamanlar onlar da
memur ya da dağıtıcı olarak çalışmışlardı. Anlayamıyordum.