"Bir hikaye:
Geceleyin yürümekte olan bir adamın ayağı kaymış ve kayadan düşmüş. Orada çok derin bir uçurum olduğunu bilen adam yüzlerce metre düşmekten korktuğu için, kayanın üzerinde olan bir dala tutunmuş. Gecenin karanlığında dipsiz uçurumdan başka hiç bir şey göremiyormuş. Bağırmış, sadece kendi sesi yankılanmış: onu duyacak kimse yokmuş. Adamın bütün bir gece boyunca nasıl bir işkence yaşadığını tahmin edebilirsin. Her an ölümün soluğunu hissetmiş, elleri soğuyormuş, gücünü kaybediyormuş... gün ağarırken aşağıda bakıp gülmüş: uçurum falan yokmuş! Sadece on beş santim aşağıda bir kaya varmış. Bütün gece orada uyuyabilir, rahatça dinlenebilirmiş - kaya o kadar büyükmüş - ama bütün gecesi bir kabusa dönüşmüş.
Kendi deneyimimden yola çıkarak konuşuyorum: Korku on beş santimden daha derin değil. O dala tutunup hayatını bir kabusa çevirme ya da dalı bırakıp ayaklarının üzerinde durma arasındaki tercih tamamen sana kalmış. Korkacak bir şey yok!"
"İnsan bilinci tarihinde evrimleşmiş olan ilk şey, büyüydü. Büyü, bilim ile dinin bir karışımıydı. Büyü hem zihinden, hem de zihinsizlikten birer parça barındırıyordu sonra büyüden felsefe gelişti. Sonra, felsefenin içinden ise bilim türedi. Büyü hem zihinsizlik, hem de zijindi. Felsefe sadece zihindi. Sonra zihin artı deneycilik bilim halini aldı. Dinsellik ise bir sihinsizlik durumudur.
"Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.
Eğer cesur değilsen sevemezsin.
Eğer cesur değilsen güvenemezsin.
Eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin.
O yüzden önce cesaret gelir.
Ve diğer her şey onu izler."