Sabah gözünü açtığında ilk iş onun güne nasıl başladığını düşünebilir misin? Kendiliğinden... Yapman gerektiği için değil.
Hayatında ne olursa olsun, nasıl günlerden geçersen geç, hep o olsun yanı başında, telefonun ucunda ister misin? Senin olmasa da seninle olmasa da isteyebilir misin onun için iyi olan her şeyi? Dileyebilir misin tüm güzellikleri? "O iyi olsun da..." diye başlar mı cümlelerin? Karşılık beklemeksizin...
Sen ne kadar sevebilirsin? Sevebilir misin?
"Bir şey kaldı gecelerden birinde
Senden.
Öncesinde bilinmemiş bir şey,
Silinmez bir ses gibi giden
Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
Bir şey kaldı senden
Yaşamalar'ın kıyısında kaçamaklı..."
Arada kaldım...
Bana uzattığın elini itmekle, sana sarılıp kokunu içime çekmek arasında....
Camdan gidişini seyretmekle, ışıkları söndürüp yok olmak arasında...
Dostlarla buluşup sabahı sabah etmekle, eve kapanıp saatlerce ağlamak arasında...
Hiçbir şey yokmuş gibi davranmakla, bu acıyı dibine kadar yaşamak arasında...
Sana her şeyin en güzelini dilemekle, beni her düşündüğünde içinin sızladığını ummak arasında...
Artık benim için hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilsem de... Yine de... Her günü tek tek en baştan anmakla, bütün anıları silmeye çalışmak arasında...
Hüznü nasıl geride bırakacağımı çok iyi bilmekle, tüm bildiklerimden şüphe duymak arasında...
Seni çok sevmekle, sana çok kızmak arasında...
Seni çok özlemekle, seni unutmak arasında...
Arada kaldım...
Hayalimdeki senle, gerçeğin arasında...
"Sen"le "ben" arasında...
Kendimi seçiyorum...
Hani şüpheye düşeriz ya çocukluk anılarımızla ilgili, gerçekten hatırlıyor muyuz yoksa bize sık sık anlatıldığı için hatırladığımızı mı sanıyoruz diye?
Sen de beni sevdin mi sahi? Yoksa ben mi kendime öyle anlattım seni?