Burada Marcus'un kendine hatırlattığı şey şudur; şartlar senin hislerini düşünme ya da umursama özelliğine sahip değildir. Senin tepkilerini umursamaz. Onlar insan değildir. Bu yüzden de kendi kendine galeyana gelmenin bir durum üzerinde etki yaratmasını beklemekten vazgeç. Çünkü insan ki bu şartların umurunda bile değildir
hayatınızın her gününü bir ziyafet sofrasındaymış gibi yaşamayı unutmayın. sofrada elden ele dolaştırılan bir şey görürseniz sıra size geldiğinde elinizi uzatın ve siz de yardım edin. sıra sizi atlayıp geçti mi? başkalarına mani olmayın.sıra henüz size gelmedi mi?önünüze gelecek şeye duyduğunuz arzuya keninizi kaptırmak yerine sabırla sıranın size gelmesini bekleyin. bu tavrı çocuklarınıza,eşinize,işinize,sağlığınıza,karşı da koruyun. gün gelecek bunun sayesinde tanrılarla aynı ziyafet sofrasını paylaşmayı hak edeceksiniz
Hayat( ya da işin) hali hazırda yeterince zor. Önemsiz tavırlar için duygusallaşarak ya da aslında umrumuzda olmayan savaşların içine dalarak bunu daha zor bir hale getirmeyelim. Duyguların kathekonla aramıza girmesine, erdem yolundaki basit ve doğru adımlarımıza mani olmasına izin vermeyelim
Sinirlenmek de uyandıktan sonra rüyaya devam etmek gibidir. Seni öfkelendire şey gerçek değildi ama buna verdiğin tepki gerçekti. Ve bu yüzden de gerçek olmayan şeyler gerçek sonuçlar doğurur. İşte tam da bu sebeptendir ki hemen uyanmalı ve kendi kendine bir kabus yaratmamalısın