Derin arzu, en gerçek arzu, birine yaklaşmak için duyulandır. O noktadan itibaren, tepkiler dile gelir, erkekle kadın oyuna dalar, ama onları bir araya getiren çekim söze dökülemez. Bu, katıksız arzudur.
Arzu hâlâ katıksız durumdayken, erkekle kadın hayata tutkuyla bağlanır, her saniyeyi bilinçle, hayranlıkla yaşar, daima Tanrı’nın bir sonraki lütfunu kutlamak için uygun anı beklerler.
Bunu bilen insanlar telaşsızdır, olayları yersiz müdahalelerle hızlandırmazlar. Kaçınılmaz olan neyse, onun kendini belli edeceğini, gerçekliğin kendini gösterecek için mutlaka bir yol bulacağını bilirler. Tereddüt etmez, hiçbir fırsatı kaçırmaz, tek bir büyülü ânın bile boşa geçmesine izin vermezler, çünkü her saniyenin ayrı bir önemi olduğunu kabul ederler.
Bir sanatçı. Şunu biliyor olmalı, insanoğlunun amacı mutlak aşkı anlamaktır. Aşk başkasında değil, kendimizdedir; onu biz uyandırırız. Ama uyanması için, bir başkasına ihtiyaç duyarız. Evren , sadece heyecanlarımızı paylaşacak biri olduğunda anlam kazanır.
“Sende bir ışık var: Bir takım önemli şeyleri, daha önemli saydığı başka şeyler uğruna feda edebilecek bir varlığın iradesindeki ışık. Gözler. Bu ışık, gözlerde gösterir kendini.”