Biz... 1920’lerde yazılmış bir distopya... 2021’deyiz... İnsan kadar da çok benzerlik yakalıyor...
Öncelikle kendi okuma deneyimimden bahsetmek istiyorum. Bu kitabı seçerken çok heyecanlı seçmiştim ve oldukça meraklıydım. Ancak kitabın dili çok ağır ve diğer okuduğum kitaplardan farklı. Keza çeviriyi de pek beğenmedim. Bir de Zamyatin cümleleri hep 3 nokta ile bırakmış. Okuyucunun anlamasını beklemiş. Bazı yerlerde ben de...
Kitaptaki benzetmeler gerçekten çok sıradışı. S gibi iki kere bükülmüş S, parabol gibi sarı kel alın, kaşlarını X gibi çatmak
Kitabın ilk yarısı gerçekten beni sıktı. Hiçbir olay olmuyordu: D-503 işe gidiyor geliyor, İyilikçi’yi ve Tek Devleti övüyor, pembe biletleri kullanıyordu. Ancak olaylar başladıktan sonra Zamyatin beni gerçekten etkiledi. Zaten matematik ve felsefeye ilgim vardı ve bir şeyler biliyordum ama hiç ikisinin birleştirilmiş halini görmemiştim. Kitabı okurken o göndermeleri anlamak bile bana çok zevk verdi: Kitabın en sonunda dünyanın sonluluğunun ispati
Sonuç olarak ben kitabı beğendim ama beğenme seviyesine ulaşmak için kitabı bitirmek, ilk sayfalardaki sıkıcı eziyete katlanmak, felsefe ve matematikten anlamak, distopya sevmek gerekiyor.