seni en çok kaygılandıran da buydu: günün birinde, düşkünlüğü seçebilecek olman. bir edilginlik türünden başka bir şey olmayan kendini bırakıştan değil, alçalmak, küçülmek,
kendi kendinin yıkıntısına dönüşmek isteğinden ürküyordun.
o gece endişe ete-kemiğe büründü,
tüm ıssız koridorlarda dolaşır oldu,
ve bu demirden kentte sessiz ayaklar
bir aşağı, bir yukarı süzüldü durdu,
ve yıldızları örten o parmaklıklardan
bembeyaz yüzler bakındı durdu.