işte yine biri mungo'ya neye ihtiyacı olduğunu, nasıl davranması, nasıl biri olması gerektiğini söylüyordu. yine biri onu, mevcut haliyle yeterli bulmuyordu.
mungo, an-niş'in en küçük oğluydu, ama onun aynı zamanda sırdaşı, hizmetkarı, getir-götürcüsüydü. an-niş'i güzel gösteren tek ayna, onun ergen bir anı defteri, elektrikli battaniyesi, kapı paspasıydı. mungo, an-niş'in en iyi dostu, yürütmeye bile çıkarmadığı köpeği ve en büyük aşkıydı. sıkıcı sabahlarda neşesi, seyircileri arasında tek kahkaha atanıydı.
kendisi geriden gelirken, james girdikleri bu yolda hep önden gitmişti. mungo'yu adeta elinden tutarak yürütüyordu. birkaç defa durup ona baktığı anlarda, bu kepçe kulaklı çocuğun aynı yoldan daha önce başkasıyla geçtiğini düşünmek mungo'yu üzüyordu. girdikleri yolu birlikte ilk kez yürüyor olmalarını isterdi.