hikâyelere şahit oluyorum ama içlerinde kalamıyorum. bir anlığına oradayım, hemen sonra yokum. köksüzüm. ilk rüzgârda uçuverecek kadar bağlı değilim hiçbir yere. iki ayağımı basacak bir zemin yok sanki altımda.
"bazen hayatta hiç beklemediğin bir anda karşına bir şey çıkar ve parmağını uzatıp bir şey gösterir sana."
"neymiş o şey?"
"bir roman kahramanı mesela. kitapta bir laf eder. altı çizilecek cilalı cümlelerden değil ama, kendi halinde bir cümle. bir tek sen cımbızlarsın onu kitabın kalabalığından. sırf sana bir şey anlatır o cümle. başka herkese susar."