"hayallerimin, bir akıntının yüzeyinin altında sürüklenircesine, belirsizce ilerleyişimin engellendiği, parçalandığı; uykuda olduğu gibi, merakın, doymazlığın, arzunun, sorumsuzluğun, kendiliğinden ve ilgisiz duyumlarıyla delindiği ve koparıldığı doğru. fakat ben dibe inmek istiyorum; engin derinlikleri yoklamak..."
"devam et," dedim. "burada ağaç yaprakları sana seslenecek, kayalar sana gülümseyecek, nehir seni selamlayacak. burada fakirlik de yok zenginlik de; keder de yok acı da; kin de nefret de... burada herkes ölümde eşitliği buluyor."
"buranın adı ne?" diye sordu.
"gömülmeyenlerin ülkesi." dedim.