Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum.
Ne zamana kadar yaşayacağımı, toprağın, havanın, sessizliğin bu tadını, çiçek açmış portakal ağaçlarının kokusunu daha ne kadar duyabileceğimi düşünüyordum.