Herkes temel erdemlerden en az birinin kendisinde bulunduğundan kuşkulanır ya, benimkisi de bu: Ben, ömrümde tanıdığım en dürüst birkaç kişiden birisiyim.
Gerek senaryosuyla, gerek karakterleriyle gerek betimlemeleriyle mükemmel bir kitaptı. Kesinlikle sıradan bir cinayet kitabından çok farklıydı, aynı zamanda bir cinayet kitabından çok daha fazlasıydı. Yeri geldiğinde beynimin yandığını, yeri geldiğinde bu işin içinden nasıl çıkacağım ya diye isyan edip olayların içinde kaybolduğum oldu ama o final her şeye değerdi.
Kitabın ilk yarısı boyunca ara ara daraldığımı da hissettim, hikayeye sürekli gizem üzerine gizem eklenmesi ama hiçbirinin bir çözüme kavuşmaması kafamı iyice dolduruyordu. Aynı zamanda yan karakterlerin çokluğu ve tüm karakterlerin tamamen kendilerine özgü özellikleri olması bazen yorucu oldu. Ama yan karakterler ve sakladıkları sırlar da bu hikayenin temellerini oluşturuyor tabi. Zaten sonlara yaklaştıkça yapboz parçaları yavaş yavaş yerine oturuyor.
Hikayenin kompleksliği dolayısıyla kitabın herkese göre olduğunu düşünmüyorum. Sıradan bir polisiye romanı değil, bu yüzden herkesin bu kadar kompleks bir hikayeyi okuyup beğeneceğini sanmıyorum.
Ek olarak, kitabı okumadan önce Evelyn'in ana karakterimiz olacağını, kendi cinayetini çözeceğini düşünmüştüm. Ama yazarımız farklı bir yol tercih etmiş ve gayet de başarılı olmuş.
Yarın, ben nasıl istersem öyle olabilirdi, yani onyıllardır ilk defa, onu sabırsızlıkla bekleyebilirdim. Yarın, korkulması gereken bir şey olmak yerine, kendime verdiğim bir söz olabilirdi. Daha cesur ya da daha nazik olmak, yanlışları düzeltmek için bir şans olabilirdi. Bugün olduğumdan daha iyi bir adam olabilirdim.