"Kaba kuvvet bir derece de, mantığın kabalığına, zorbalığına hiç tahammül edemem. Mantığı bu şekilde kullanmak insafsızlıktır; zekâya bel altı vurmak gibidir."
Her toplumsal sınıf, kendi yaşamı açısından herhangi bir öneme sahip olmayan erdemler üzerine ahkâm kesiyordu. Zenginler tutumluluğun öneminden dem vururken, işsiz güçsüzler emeğin yüceliği üzerine afili laflar ediyordu.
"Düşünmesi acı gelebilir belki ama zekâ güzellikten hiç şüphesiz daha kalıcıdır. İşte bu yüzden gereğinden uzun bir eğitim hayatının zahmetlerine katlanmıyor muyuz? Bu vahşi, kıran kırana hayatta kalma mücadelesinde kalıcı bir şeylere sahip olmak ister, bu yüzden de yerimizi koruyabilmeye dair aptalca bir umutla kafamızı binbir türlü zırvayla ve doğruyla doldururuz."
"Genellikle bana karşı çok cana yakın. Stüdyoda oturup bin türlü şeyden bahsediyoruz. Ama bazen de korkunç düşüncesiz olabiliyor; bana acı vermekten âdeta zevk alıyor. İşte o anlarda Harry, tüm ruhumu ona paltosuna taktığı bir çiçek, güzelliğine güzellik katarak kibrini okşayan bir süs ya da kullanılıp atılan bir yaz aksesuarı muamelesi yapan birine verdiğimi anlıyorum."
Güzel şeylerden kötü anlamlar çıkaranlar, cazibeden mahrum, yoz insanlardır. Bu bir kusurdur.
Güzel şeylerden güzel anlamlar çıkaranlar kültürlü insanlardır. Bunlar açısından umut vardır.
Bunlar, güzel şeylerde yalnızca Güzellik bulan seçilmiş insanlardır.