Kitap okurken kaç sayfam kalmış diye bakmayı çok seviyorum. Kaç sayfam daha kalmış seni bana hatırlatan? Kaç cümle kalmış yüzüme sen diye çarpacak? Kaç harf içinde senin adını arayacağım? Bir kitap daha açtım senin tozlu hatıralarına. Başkalarının aşkını, acısını okuyup unutmak için seni. Ama bir sorun oldu, hepsi bana sadece seni hatırlattı.
Uzun uzun yazmayı seviyorum. Sana söyleyemediğim, anlatamadığım tonlarca şeyi kusmayı seviyorum. Sen bilmesende, duymasanda, işitmesende ben yazmaya devam ederim. Belki bir gün senin kıyına vurur bu not dolu şişeler. Ama sen açıp bakmazsın her şeyi kırıp parçaladığın gibi onada aynısını yaparsın.
Bomboş oturmayı seviyorum. Evet, hiçbir şey yapmadan, öylece, amaçsız. Senin gelmeni bekleyerek oturuyorum. Bu oturuşlara güzellik katıyor. Bir kahveyi daha bitiriyorum, bir sigarayı daha sallıyorum.
Sayfalar çarpıyor yüzüme yeniden. Unut onu, der gibi. Boşver gitti işte unut artık, der gibi. Bilmiyor unutmanın ne kadar zor olduğunu, nerden bilsin? Sen korkma unutmam ben seni, unutmayı bile unuttum zaten. Hatırlamayı bile unuttum. Ama seni unutmam korkma. Bir bebeğin annesinin yüzünü hatırlayışı gibi. Bir balığın her seferinde suda olduğunu hatırlayışı gibi. Bir aşığın her seferinde terk edildiğini hatırlayışı gibi hatırlayacağım seni.
Ama eğer sen unuttuysan,
Kırgın değilim sana,
Olsun ben senin yerinede unutmam,
Zaten sen aşkı hiç becerememiştin,
Aşk en çok sana uzaktı,
Ve aşk en çok sana yakışmazdı...