• "The world's not perfect, but it's not that bad.
    If we got each other,.."
  • 256 syf.
    ·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Hizmeker
    Hikeye Hüseyin adında bir gencin sırf ailesinin geçimini sağlayabilmek için annesinden kardeşlerinden ayri düşerek, geleceğinden vazgeçmeyi göze alarak bir ağanın yaninda hizmeker yani hizmetkâr olarak çalışmasıyla başlıyor üstelik gerçek yasanmış olmasi dikkat çekiyor.
    Eskiden, durumu kötü olan ailelerin çocukları geçimini saglamak adina varlikli ağalarin yanina çalışmaya gidermiş eğer gözü tutarsa onu evlatlik edinir her seyiyle ilgilenirmiş.
    Hüseyin'in kaderi ise Halil Ağa'nın koyunlarına çobanlık yapmasıyla değişmektedir.
    Kitapta güzel bir şive hakim. Okurken cok keyif aldim bazi olaylari okuduğumda "bu kadari da gercek olamaz gerçekten böyle şeyler olmuş mu ya" diyerek kendi kendime sordum ve her defasinda aklıma kitabin basinda yazarin okurlara ilettiği not aklima geldi. Yazar biz okuyuculara, gerçek olmayacağına kanat getirdiginiz tüm çarpıcı olaylar gerçek olup sıradan bulduğunuz tüm yerleri ise tamamen kurgu olduğunu belirtmiş.
    Hüseyin'in hikayesini okurken sanki bir köşede oturmuş onlari seyrediyor gibi okudum. Beni derinden etkiledi bazi şeylerin kıymetini daha çok bilmem gerektiğini ögretti. Yazarın emeğine sağlık.
    Eskiler ah eskiler neler çekmişler.
  • %43 (75/176)
    ·Puan vermedi
    Selamlar ola şekerim .. Kitabı henüz bitirmedim ama dayanamayıp yazayım istedim bir şeyler .. O kadar kırmızı tuborg içmişiz bari bi işe yarasın di mi ama?!? =)) Bu yolla yazdığım sanırım ikinci inceleme olacak bu .. Yani kitabı bitirmeden yazdıklarım .. 1000 kitap, hem yönetimiyle olsun hem de okuyanları ile olsun çeşit çeşit garip gurup insanla dolu olduğu "İÇÜN" ( AZİZ "BABA" BÜYÜKSÜN! BABALARIN BABASISIN SEN !! ) henüz kitabı okuyorken yazdığım ilk inceleme şikayet edilmişti ( Bkz: #44585204 ) .. Sanırım bu inceleme de şikayet edilip kaldırılacak .. Yine de şikayete bakacak moderatör arkadaşımız olur da benim dişimi kırar da okur diyerek bu notu düşmek istedim buraya ki BİLİNSİN !!! Site kuralları gereği yaptığım bir ihlal değil .. Ve hemen ahlak jandarmaları için de not düşeyim siz sevgili 18 yaşı görmemiş kardeşlerimiz için : ALKOL ALMAYIN !! =)) Evet .. Sanırsam bahsedilen bu iki noktada mutabığız .. O yüzden ben dolgulu dişimi test ederek kemirdiğim kavurgaların tuz oranını test ederken dilimle ve kırmızı tuborgları güp güp deyerek mideme indirirken startı veriyorum ... Damalı bayrağımız havada !!!!

    Bir cumartesi .. 80 lerin neredeyse sonundayız .. Sabah Star'da Transformers izlenmiş .. Neşe damarlarda akıyor.. Dönüşebilsem dönüşeceğim ( PEK TABİİ DECEPTICONS!!!! ÖLÜMÜNE KÖTÜLÜK !) ama realite izin vermemekte .. Ve talihe bakın ki uyanır uyanmaz pencere önüne koşmuş "şahsımın" çapaklı gözleri bembeyaz bir örtüyle sarmalanmış Ankara sokaklarına bakıyor .. Hava bunca kirlenmediği ve metropol hayatı henüz Ankara'yı esir etmediği için o dönemlerde kar , yağınca 10 AYI gücünde yağıyor .. İnanılmaz bir neşe .. Gözü kör olası ifrit kargalar henüz bokunu yememiş...Öyle ki henüz merkezi ısı sistemi devreye girmemiş .. Sevgili Salvatore' un Buzyeli Vadisi Üçlemesi'ni yazmasına daha seneler var ama paf küf sesleriyle alıp verilen soluklar ile kara tren misali beyaz buharlar atarak gezmekteyim ben o buzdan vadi içinde ... Bizde kuraldır .. Herkes sofraya oturacak .. Kahvaltı yahut yemek adı her ne ise beraber yapılacak ! Lakin benim beklerken beyin hücrelerimi buharlaştıran dermanım ve sabrım limitleri zorlamakta ... Dokuzarlı dokuz doğum yapıp atıyorum kendimi sokağa.. Annemin ardımdan, "montunun önünü sakın açma, sonra götün cücük salar oğlum!" seslerini hiç duymaksızın .. Nereye gidiyorum derseniz söyleyeyim .. Dinazorlu parka !!! Benim o gün için adını öylece koyduğum dinazorlu parka .. İşçi kesiminin oturduğu parktan ne olacak diyorum şu an ama o zamanlarda çakıl taşları üstüne oturtulan bir gemi , iki salıncağından birinin zincirleri kopmuş malulen emekli eğlence birimleri ve uzun boynundan kaydığımız bir dinazorun olduğu bu park bizim için bir define adası .. Hem de karlarla kaplı !!! Kar öyle güzel bir olgu ki kanlı bıçaklı olduğumuz aşağı mahalle çocuklarıyla bile koalisyon kurdurtuyor bizlere .. Daha düne kadar bahçedeki iğdeye daldı diye kafasına tuğla attığım kızla beşik kertmesi olmuşuz .. Sarmaş dolaşız .. Pek tabii karlar eriyene kadar !!! HIH !!! NE SANDIN !! =))

    İğde in the bahçe is our namus..
    Bu yolda ölüm gerekirse tek HUSUS!! =))

    KuP KuP Boy from Mexico

    Evet !! O gün sabah 9' da çıkıp eve akşam 8' de girip türlü türlü zılgıtları yedik mi ? YEDİK !! Ölümüne CIRCIR olduk mu ?!? EVET! Olduk !! Yine olsa yine gider miyiz !! EVET !! GİDERİZZ !! =))

    Şimdi diyeceksin ki kenafir gözlü "kafir" Tuco !!! Bana bunları niçin anlatıyorsun .. Banane ulan senin dinazorlu parkından .. Bu kitapla bu anlattıklarının ne alakası var ?!?!?

    ÖYLE Mİ ?!?!?

    Madem öyle .. Buyrun HÖŞMERİME !! O parkın bir adı var .. O ismin de bir hikayesi .. HEPİNİZİN ELİNDE BİR KAŞIK VAR !! Lokmasını yutmadan tatlıya kaşık sallayanın gözünü oyarım .. Açgözlülük yapmayın !!! Sindire sindiree !!!

    İki kardeş .. Bir anadan doğma iki kardeş .. ÖZ BE ÖZ !! Bir cipin içindeler o dönem .. Bir gece yarısı .. Ben henüz anamın karnındayım .. Nato paşası kenan evren denen tipleme kurmuş cuntasını .. Vurmuş demir yumruğunu sofraya !! HÖŞMERİM DE BENİM KAŞIK DA deyerekten esip gürlemekte .. Bir gece yarısı alınmışlar evlerinden bu iki kardeş .. Nereye götürülüyorlar dersiniz ? MAMAK CEZAEVİNE !!! O dönemleri okuyanlar Mamak'ı çok çok iyi bilir .. O döneme dair yazmak istemiyorum .. Yazayım diyeceğim ama çok uzayacak bu inceleme .. Ne sizde o sabır, ne de bende o siniri izole edecek dirayet var .. 24 Ocak kararlarını bu millete kim nasıl kabul ettirmiş .. O kararlar ne imiş siz açıp bakın .. Bizi Usa'in koynuna kim sokmuş açıp okuyun !!! Ben ağzımı bozmak istemiyorum ...

    Yanaşıyor cip Mamak'a .. RACİ TETİK isimli bir nazi subayı emir veriyor erlere : "ANALARINI AĞLATMAZSANIZ BEN SİZİN ANANIZI AĞLATIRIM!" ... Daha adımlarını atar atmaz başlıyor darp .. Şimdi herşeyi bir kenara bırakalım .. Ben size tek bir soru sorayım! Kaçınızın gözleri önünde DÖVE DÖVE ÖZ KARDEŞİ ÖLDÜRÜLDÜ !!

    Bu sorunun yanıtı sanıyorum ki 1000kitapta bir boş küme !!!

    BOMBOŞ!!!

    Ben yaşadım diyen var mı aranızda ? Onu geçtim .. Ben aklıma getirebiliyorum şu dediklerini , kendimi onun yerine koyabiliyorum diyen var mı ?!? VAR MI ?!?!?

    EFENDİM ?!?

    "Vurma !!" "Bizi artık dövme" diyor subaya ağabey !! DÖVE DÖVE ÖLDÜRÜYORLAR !!!

    Büyük kardeşin hiçbir suçu yok .. Kardeşinden dolayı onu da gözaltına almışlar .. Küçük kardeşin suçu ne peki biliyor musunuz ? Bilmek ister misiniz ?

    KİTAP BASMAK !!

    KİTAPÇI DÜKKANI VAR ONUN !!!

    OLUR MU ULAN ÖYLE ŞEY !!!! OLUR MU ?!?!?

    Soruyorum olur mu ?!?!? Ben soruyorum ben cevap vereyim .. 12 Eylül ' de en çok toplatılan kitaplar listesinin başında kim var biliyor musunuz ? JACK LONDON !! DEMİR ÖKÇE İLE İLK ONDA.. HATTA BEŞTE .. Peki bu listede daha kimler var ?! Bekir Yıldız !! Halkalı Köle kitabı ile yer alıyor ... "EVLİLİK KURUMUNU ANLATAN ROMANI İLE !!!! AMA HEM HALKALI HEM DE KÖLE !! OLACAK İŞ Mİ?!?!?

    Görüyor musunuz hayatınızın nelere bağlı olduğunu .. O gün pamuk ipliğinden çekip koparılan iki isimden biri kimdi peki bilmek istermisiniz ?


    İLHAN ERDOST !!

    Ağabeyinin gözleri önünde öldürülen İlhan Erdost !! Benim gidip oynadığım o parka adını veren İLHAN ERDOST !! SIRF KİTAP BASTI DİYE , NE BASTIĞINA BAKILMAKSIZIN ÖLDÜRÜLEN İLHAN ERDOST !!!

    Geçen yine bir dost meclisindeyim .. Yine oturuyoruz karşılıklı .. Ne okuyorsun muhabbeti açıldı .. Karşımdaki sayıyor bana okuduklarımı.. Fakir Baykurt .. KÖYLÜLER.. KAHROL AMERİKA !!

    BAK SEN !! =))

    Ulan o adamlar, o kitapları zamanında yazmasalardı , sen bugün bu denli rahat ağzını açıp cümle kurabilecek miydin? "Köylü" diyip dudak büzerek bugün aşağıladığın o insanlar ve o insanların yanında yer alan İLHAN ERDOST gibiler olmasa sen bugün bu denli rahat konuşabilecek miydin ? NEYİN MÜCADELESİNİ VERDİN ??!? NEYİ BAŞARDIN ? NE BEDEL ÖDEDİN ?!??

    Bu soruların cevabıdır işbu kitap ! Cevapların karşısındaki muhataptır Osman Şahin ...Kitaba dair tanıtım da sadece bu 3 soru cümlesinin yazar tarafından kitap içinde verilen cevabıdır..


    Kusura bakmayın .. Alkol tamam .. Davaro OST si de arkada çalıyor ama GOY GOY yapamadık bugün .. İLHAN VE MUZAFFFER İLHAN ERDOST' un hatırası izin vermedi .. Bir başka işsiz incelemede görüşmek üzere .. Başlığı tanıtım içerisinde geçirmedim bilerek .. Eşleşmeyi sizler yapasınız siz sevgili Cin Ali ve Aliye'ler ..
  • 312 syf.
    ·3 günde·9/10
    19. yüzyıl sonlarında Avrupa felsefî akımını derinden etkileyen, gerek üslup, gerek anlatım biçimi, gerekse düşünce içeriği açısından dönemin hem edebiyatına, hem felsefesine yeni bir soluk getiren, Friedrich Nietzsche’nin ‘Herkes ve hiç kimse için bir kitap’ olarak nitelendirdiği eseri Böyle Buyurdu Zerdüşt.
    Zerdüşt; yalın, aynı zamanda karmaşık.
    Karamsar aynı zamanda umutlu.
    Beşerî fakat aynı zamanda ruhunu bedeninin önüne koyuyor.
    ‘İyi’ ve ‘kötü’ kavramlarının birbirinin içinde eriyip yok olduğu ve yeniden şekillenerek yeni kavramlar, isimler edindiği bir dünyası var Zerdüşt’ün.
    Bu eser, aslında Nietzsche’yi anlamak için bir kapı anahtarı.
    Etkiledi.
    Sarstı.
    Düşündürdü.
    Felsefeden beklenen her şey kısaca.
    Okuyunuz.
    Not: Tutku yayınları bu sefer beni çok üzmedi. Çeviri ve basım fenâ değil.
  • 752 syf.
    ·10/10
    Özellikle Atatürk'e saygısı olmayan kesime okutulması gereken kitaplardan birisi. (Dip not: Öyle bir kitlenin 750 sayfayı okuyabileceğini, okusa bile anlayabileceğini düşünmüyorum.)
    Kitapta yunan büyük taarruzundan Türk Büyük Taarruzuna kadar olan süreç anlatılmış. Ülkemizden yunanlıları başta Başkomutan Atatürk, silah arkadaşları ve halkımız ile nasıl yendiğimiz anlatılıyor. Mustafa Kemali Mustafa Kemal yapan savaş alanında bile kitap okumasıdır. (Dip not 2: günümüzde kişi başına 1 sayfa düşüyor)
    Askerlerimizin nasıl vicdanlı olduğu, acımadan her yeri yakıp yıkan yunan askerlerini esir aldıklarında gösterdikleri tavırlar ile belli. Şimdiye kadarki tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. İyiki vardılar!
  • Her zaman yapmak zorunda olduğun bir şey vardı, yoksa üstünü çiziveriyorlardı. Katlanması güç bir olguydu ama kafama not edip, bir gün bu zorunluklardan kaçmanın bir yolunu bulabilecek miyim acaba diye geçirdim içimden.
  • “Not: Duyguların değerini bilirim. Eğer bir hikâye yüreğime dokunuyorsa ağlamaktan, birinin bunu görmesinden çekinmek yerine o duygunun tadına varmayı, gözyaşlarımla okuduğum satırların yazarını onurlandırmayı tercih ederim.”
    Betül Güçlü
    Sayfa 185 - Müptela Yayınları, Cemil Meriç Kozan