Nil Arslan

Puan vermedi·520 syf.··
2023 6. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 23:45
"korkmayın, kraliçe... korkmayın, kraliçe, kan çoktan toprağa karıştı. ve döküldüğü yerde çoktan üzüm salkımları büyüyor." 1930lu yıllarda, Sovyet Rusya'nın başkenti Moskova'ya, Şeytan kara büyü uzmanı Profesör Woland olarak gelir ve Moskova'da bir dizi tuhaflıklar baş göstermeye başlar. Bulgakov'un hayatının romanı olan bu kitap, ölümünden sonra notları ile edebiyatçıların, araştırmacıların yardımlarıyla tamamlanabilmiş ve ancak 1966 yılında sansürsüz olarak yayımlanabilmiştir. Kitabın çevirmeni Mustafa Kemal Yılmaz, ön sözde bu kitabı daha iyi anlayabilmek için önce İncil ve Faust'un okunmasını önermiş. Ama ben fazla sabırsızdım böyle bir işe girişmek için. Ama aklınızda bulunsun, yine de okuma deneyimim gayet zevkliydi. Hikaye İsa'nın aslında hiç yaşamadığı üzerine konuşan iki yazarın sohbeti ile başlıyor. Bu sohbete kulak misafiri olan Woland, yazarların sohbetine katılıyor ve bir anda kendimizi eski Kudüs'te buluyoruz. Moskova'da Woland ve yanındakilerin neden olduğu tuhaflıkları okurken aynı zamanda eski Kudüs'e sık sık uğruyoruz. Roman, iki kısımdan oluşuyor ve bu süreçte yazar, biz okuyuculara da seslenmeyi ihmal etmiyor. Birinci kısmın sonuna doğru ise kitaba ismini veren Usta ve Margarita nihayet hikayeye giriş yapıyorlar ve ikinci kısım itibariyle bir aşk hikayesine ve aşk için nelerin göze alınabileceğine de şahit oluyoruz. Aynı zamanda Rus yapımı Usta ve Margarita diye de bir dizi mevcut. İnternette çok rahat Türkçe altyazı ile bulunabiliyor.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Reklam
9/10
·72 syf.··
2023 2. kitabı
"Yakışıksız davranma, utanma korkusu. Bir gün, ikinci sınıf biletiyle yanlışlıkla birinci sınıfa binmiş. Kondüktör farkı ödetmişti. Bir başka utanç anısı: Noterde, hayatında ilk defa 'okudum, onaylıyorum' yazmak zorunda kalmıştı, nasıl yazılacağını bilmiyordu, 'on aylıyorum' yazmış sonunda. Azap, dönüş yolu boyunca bu hataya saplanıp kalma, Rezil olmanın gölgesi." 2022 Nobel Edebiyat Ödülünü sahibi Annie Ernaux'un Babamın Yeri aslında ilk kitabı değil. İlk yazdığı roman Boş Dolaplar olsa da Nobel ödül töreninden kitabı öneren kanallara, sayfalara kadar herkes ilk okunması gereken kitabın Babamın Yeri olması gerektiğini savundu, ben de öyle yapmaya karar verdim. Bir gün içinde rahatlıkla okunabilen 70 sayfalık bir kitap ama içeriğini ne kadar rahat okuyabildiğimiz şüpheli. 1940 doğumlu Fransız yazarımızın, babasının ölümü sonrası ele aldığı bir kitap. Büyükbabasından itibaren babasının hayatının, "konumunun" nasıl etkilendiğini anlatıyor. Bir biyografiden çok bir iç dökme aslında. Ölüm haberini nasıl aldığından, bir şeyler yazmaya nasıl karar verdiğinden, babasının hayatından ve en son günümüzden bahsediyor Ernaux. Yazarken bazen soluklanmak için bizlere hitap ediyor. Okurken fotoğraflar canlanıyordu gözümde, o zamanın donduğu anı bize anlatıyor, o an'a nasıl gelindiğini ve sonra yeni bir fotoğrafa geçip onu anlatıyor. Nobel ödülü almasının asıl sebebi de bu kitapta var: kişisel hafızanın köklerini, yabancılaşmalarını ortaya çıkarması. Burada da babasının dönemindeki Normandiya ve Fransa ile günümüzdeki sınıfsal farklılıkları, babasının ve kendisinin bu farklılıklara karşı nasıl hissettiğini, 2. Dünya Savaşını ve savaşın üzerine yeniden kurulan dünyalarını okuyoruz. Ernaux büyüdükçe bulunduğu sınıfa nasıl yabancılaştığını da bizlere itiraf ediyor.
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,911 okunma
Kuyuya sarkan bir ip varsa ya düğümler kendini asarsın ya da tırmanıp yukarıya çıkarsın.
Puan vermedi·56 syf.··
2022 25. kitabı
Mihail Bulgakov'un 3 öyküsünden oluşan Kaybolmuş Bir Göz, can yayınlarının #lacivertklasikler serisinin bir başka parçası. Kaybolmuş Bir Göz, İspritizma Seansı, Ayın Üçünün Gecesinde öykülerine yer vermektedir. Ben bu kitabı iki kere okudum çünkü ilk okuduktan sonra bu kitaptan ne kaldı aklımda dediğimde hiçbir şey yoktu. Bir şeyler okudum ama ne okuduğumu bilemeden. Özellikle son iki öykü adım adım bana bunu düşündürdü. Bunun üzerine bir kez daha başladım. Bu süreçte öncelikle Mihail Bulgakov'un biyografisine göz attım ve bu kitabı anlamamda en büyük etkendi. Kendisi 1891'de Kiev'de doğmuş, önce tıp okumuş, cephelere gitmiş, birçok rahatsızlık yaşamış ve dayanamayıp kendini tamamen yazarlığa adamış. Eserlerini yayınladığı dönemde "Beyaz" ların tarafında olduğu iddiasıyla birçok tepki almış, hatta sahnede sergilenen oyunlarına kadar her eserine yayın yasağı getirilmiştir. En sonunda Stalin'e mektup yazmış ülkeyi terk etmek istediğine dair, Stalin'de bu yayın yasağını hafifletmiş. İlk öyküde ücra bir köyde doktorluk yapan bir yeni mezun doktorun oradaki süre zarfında yaşadıkları, düşündükleri, vicdanı hesaplaşmalarını okurken diğer iki öyküde Bulgakov, dönemin izlerini bizlere yansıtmaya başlar. Burada birkaç kez hikayeleri daha iyi anlamak için Sovyet Rusya'nın tarihine kısa bakışlar atmam gerekti. İlk okuyuşumda anlamadığım için bu kadar etkilenmemiş olsam da bir sonraki okuyuşum Bulgakov'un diğer kitaplarını da okumak istemem için beni yeterince heyecanlandırdı. Benim okuduğum ilk kitabıydı ama araştırırken bir diğer eseri Morfin'in uyarlaması olan A Young Doctor's Notebook serisini izlemişim ki onu da kesinlikle tavsiye ederim.
Kaybolmuş Bir GözMihail Bulgakov · Can Yayınları · 2021593 okunma
Frigg bir darbe almış gibi gözlerini yumdu, sonra tekrar açtı. “Mevzubahis senin çocukların olsaydı, sen de birilerinin aynı şeyi yapmasını istemez miydin?” “Çocuklarımı kaderlerinden kurtarabilecek kadar gözyaşı olsaydı, tüm âlemleri ağlatırdım.” dedi Angrboda.
Reklam