"Yakışıksız davranma, utanma korkusu. Bir gün, ikinci sınıf biletiyle yanlışlıkla birinci sınıfa binmiş. Kondüktör farkı ödetmişti. Bir başka utanç anısı: Noterde, hayatında ilk defa 'okudum, onaylıyorum' yazmak zorunda kalmıştı, nasıl yazılacağını bilmiyordu, 'on aylıyorum' yazmış sonunda. Azap, dönüş yolu boyunca bu hataya saplanıp kalma, Rezil olmanın gölgesi."
2022 Nobel Edebiyat Ödülünü sahibi Annie Ernaux'un Babamın Yeri aslında ilk kitabı değil. İlk yazdığı roman Boş Dolaplar olsa da Nobel ödül töreninden kitabı öneren kanallara, sayfalara kadar herkes ilk okunması gereken kitabın Babamın Yeri olması gerektiğini savundu, ben de öyle yapmaya karar verdim.
Bir gün içinde rahatlıkla okunabilen 70 sayfalık bir kitap ama içeriğini ne kadar rahat okuyabildiğimiz şüpheli.
1940 doğumlu Fransız yazarımızın, babasının ölümü sonrası ele aldığı bir kitap. Büyükbabasından itibaren babasının hayatının, "konumunun" nasıl etkilendiğini anlatıyor. Bir biyografiden çok bir iç dökme aslında. Ölüm haberini nasıl aldığından, bir şeyler yazmaya nasıl karar verdiğinden, babasının hayatından ve en son günümüzden bahsediyor Ernaux. Yazarken bazen soluklanmak için bizlere hitap ediyor.
Okurken fotoğraflar canlanıyordu gözümde, o zamanın donduğu anı bize anlatıyor, o an'a nasıl gelindiğini ve sonra yeni bir fotoğrafa geçip onu anlatıyor.
Nobel ödülü almasının asıl sebebi de bu kitapta var: kişisel hafızanın köklerini, yabancılaşmalarını ortaya çıkarması. Burada da babasının dönemindeki Normandiya ve Fransa ile günümüzdeki sınıfsal farklılıkları, babasının ve kendisinin bu farklılıklara karşı nasıl hissettiğini, 2. Dünya Savaşını ve savaşın üzerine yeniden kurulan dünyalarını okuyoruz. Ernaux büyüdükçe bulunduğu sınıfa nasıl yabancılaştığını da bizlere itiraf ediyor.