Kamuoyu on yıl süresince tamamen bölünmüş, hatta kutuplaşmış bir biçimde "türban" yasağını (kimi zaman pratikte delinen, kimi zaman sertleşen, en sonunda da 1991 yılında serbest bırakılan yasağı) tartışmıştır.
İslamcı kız öğrencilerin oturma ve açlık grevleri yaparak üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasını talep etmeleri, sadece Kemalist kadın gururunu kırmakla kalmamış, aynı zamanda Tanzimat'tan bugüne elde edilen laiklik ve Batılılaşma kazanımlarına bir tecavüz olarak değerlendirilmiştir.
Paradoksal bir biçimde, İslam siyasallaştıkça kadını ön plana çıkarmakta, modemizm öncesi İslami geleneklere dönüşü simgeleyen kara çarşaf kadının aktif bir biçimde siyasi gösterilere katılmasının da bir simgesi olmaktadır.
20'li yıllarda, spor bayramına katılan şortlu kızlar nasıl medeniyet dönüşümünü sergilemekteydilerse, 80'li yıllarda da türbanlı kızlar bu medeniyetin reddini ifade etmektedirler.