Çok şükür bitti. Elmaydı patatesti derken kafam patates oldu. Bu kitabı kim niye “bilinçli bir şekilde” okur bilmiyorum. Ya benim gibi enayi olup almanız lazım ya da botanik üstüne tez yazmanız lazım. Normal bir insan için hiç uygun değil, gerçi ne anlattığı da belli değil. Bunu okuyup beğenen tavsiye edenlerle arkadaşlığınızı gözden geçirmelisiniz. Yazar adını yazdığı için 1 yıldız, araştırmış emek vermiş 1 yıldız, gönlümden de 1 yıldız koptu. 3 yıldızla uğurluyorum kendisini.
Bu kitap serisi nasıl bu kadar satıyor diye düşünmeden duramadım, kitabı okurken bu histen çıkamadım. Hikayeler hep aynı tonda, aynı dilde ve aynı işte. 160 sayfanın yaklaşık 100 sayfası hep aynı şeylerin tekrar tekrar yazılmış hali. Kürk Mantolu Madonna’ya kurban olun siz. Bu kitabın hiçbir albenisi yok. Pişmanlık üstünden yakalamaya çalışmışlar okuyucuyu, bu kitabın alamet-i farikası bu, bu kadar. Başka hiçbir şey yok “bonboş”.
Umut'cum kitabı yapay zekaya mı yazdırdın, naptın? Umut Sarıkaya kaleminden uzaklaşmış, sanki kitabı Ufuk Sarıkaya yazmış gibi. Daha bitirmedim ama gülyüzün için okuyorum kalanını, üzgünüm. Ege sahiline yerleşme vaktin geliyor galiba. Ayrıca o punto seçimi nedir ya ilkokul kitabı okuyor gibiyim. Sayfa sayısı artsın diye böyle ucuz oyunlara gerek yoktu. Para lazımsa iban paylaşsaydın da bu kitabı basmasaydın.
Edit: Tamam, son Kaptanlı kısım güzeldi.
Palahniuk’un filmi beğenmemesini anladım, filmle bazı noktaları farklı. Aslında bir yandan da iyi olmuş, kitapla birebir aynı olsaydı o zaman okurken sıkabilirdi. Abiler dövüştü de dövüştü. Bıkmadılar, dövüştüler.
Okudukça şaşırdığım bir kitap oldu. Pek bilinmemesi de beni ayrı şaşırttı. Tavsiye edilebilir listesine eklendi. Tebrik ediyorum bu kitabın yazılmasında emeği geçen herkesi.