"Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan," diyordu. Dünyanın Mustafa Kemal Paşa için neler dediğini okuyorduk gazetelerden. Hakkı vardı.
"Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan," diyordu. İlmek ilmek ördüğümüz bu ağların kopmayacağından emindik.
Sadece çocuklar büyümedi. Cumhuriyet de büyüdü. Her yıl 29 Ekim'de büyük bir çoşkuyla kutladık, ilk gün nasılda her yıl öyleydik. Mustafa Kemal Paşa, Onuncu Yıl Nutku'nu okurken ben de oradaydım. Ama bu kez ne çörek satmak için ne şerbet satmak için ne de gazete manşetlerini bağırmak için. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir öğretmeni olarak öğrencilerimle birlikte tören yerindeydim. Cumhuriyet'e çok şey borçluyduk, bu borcu ancak çalışarak ödeyecektim.
29 Ekim günü Cumhuriyet ilan edildi... O gün 31 pare top atışı yapıldı. Ankara top sesleriyle inledi. Bu top seslerini biz Sakarya Savaşı'nda duymuştuk. Savaştaki top seslerinin yerini zaferdeki sesler almıştı. Top belki aynı toptu ama bunun sesi ne güzeldi. Sokaklarda Mustafa Kemal Paşa'nın Meclis'te söylediği sözler kulaktan kulağa dolaştı:
"Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır."