Dünya ne garip, ne garip bir şeydi. Bazan adam, yirmi üç yaşında birdenbire ne kadar ihtiyar, ne kadar bütün dünyayı kavrayan bir tecrübeye sahip oluyordu.
“İster muvaffak olalım, ister olmayalım, seninle bütün ömrümüzü Paris’te geçirecek kadar para yaptım, yaşasın milliyetperverlik, amma da para getiriyormuş” derdi.