Nurcanꨄ︎

Ben Rosanna Camborne. Gelecekten Geldim.
8/10
·603 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:18
𝗞𝗲𝗻𝗱𝗶 𝗸𝗶𝘁𝗮𝗽 𝗸𝗮𝗿𝗮𝗸𝘁𝗲𝗿𝗶m𝗹𝗲 𝗸𝗮𝗿şı 𝗸𝗮𝗿şı𝘆𝗮𝘆𝗱ı𝗺. ━━━━━━━ Kitabı birkaç saatte soluksuz okudum. Konusundan bahsedecek olursam; Rosanna Camborne, New York'ta bir apartman dairesinde arkadaşıyla yaşayan, üniversitenin son sınıfında okuyan ve aynı zamanda kitap yazan genç bir kızdır. Yeni bir tarihi kurgu üzerinde çalışmaktadır. Hikâyesinin iyi ve kötü karakterlerini büyük ölçüde oluşturmuş olsa da henüz kadın başrol karakterini netleştirememiştir. Annesinin yanına dönmeden önce, yakın arkadaşı ve onun erkek arkadaşıyla birlikte ormanlık bir bölgede kısa bir tatil yapmaya karar verir. Ancak beklenmedik olaylar yaşanır. Arkadaşı erkek arkadaşı tarafından saldırıya uğrayınca Rosanna onu kurtarmaya çalışırken çıkan arbede sırasında bir oyuktan düşer ve gözlerini bambaşka bir evrende açar. Üstelik bu evren, yazmakta olduğu kurgunun dünyasından başkası değildir. Fakat olaylar, Rosanna'nın hayal ettiğinden çok daha fantastik ve karmaşık bir şekilde gelişmeye başlar. Kitabın dili oldukça akıcıydı. Sayfalar hızlı ilerliyor ve ilgimi sürekli canlı tutar seviyedeydi. Karakterler de başarılı bir şekilde işlenmişti. Gölge mi, Blake Nightingale mi, yoksa Falcon Sarpedon mu? Asıl karakterin kim olacağına dair merak son sayfaya kadar korunuyor. Benim favorim açık ara Blake'ti. Final kısmı etkileyiciydi. Her ne kadar kitap boyunca hiç düşünmediğim bir ihtimal olmasa da ve zaman zaman böyle bir son olabileceğini tahmin etmiş olsam da, hikâyenin bağlanış şeklini başarılı buldum. Genel olarak Zamansız, eğlenceli, sürükleyici ve merak duygusunu canlı tutan bir kurguya sahip. Birkaç saat içinde bitirdiğim, okurken keyif aldığım ve fantastik kurgu sevenlere rahatlıkla önerebileceğim bir kitap.
1000Kitap
ZamansızM. Rise · İndigo Kitap · 2024231 okunma
Reklam
"Ruhum ezelden mühürlüdür ruhuna."
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 16:36
❝𝗦𝗮𝗻𝗮 𝗯𝗲𝗻𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁 𝗱𝗲𝗺𝗲𝘆𝗲𝗰𝗲ğ𝗶𝗺, çü𝗻𝗸ü 𝗯𝗲𝗻 𝘀𝗲𝗻𝗶 𝘂𝗻𝘂𝘁𝗺𝗮𝘇𝗱ı𝗺.❞ **** ❝𝗢 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 ş𝗲𝘆 𝘆𝗮ş𝗮𝗺ış𝘀ı𝗻, 𝗼 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 ç𝗼𝗸 ş𝗲𝘆 𝗵𝗶𝘀𝘀𝗲𝘁𝗺𝗶ş 𝘃𝗲 𝗵𝗲𝗿 𝘀𝗮𝘃𝗮ş𝘁𝗮𝗻 𝗯𝗲l𝗶n 𝗯ü𝗸ü𝗹𝗺𝗲𝗱𝗲𝗻 g𝗮𝗹𝗶𝗽 çı𝗸𝗺ış𝘀ı𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝗮𝗱𝗮𝗺ı𝗻 𝘀𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘆𝗼𝗸𝗹𝘂ğ𝘂 𝗯𝗶𝗹𝗲 𝗮𝗹𝗻ı𝗻ı 𝘆𝗲𝗿𝗲 𝘃𝘂𝗿𝗮𝗻𝗮 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝗯𝗮şı𝗻ı ö𝗻ü𝗻𝗲 𝗲ğ𝗺𝗲𝗻𝗲 𝘆𝗲𝘁𝗶𝘆𝗼𝗿. 𝗡𝗲 𝘁𝘂𝗵𝗮𝗳 𝗱𝗲ğ𝗶𝗹 𝗺𝗶?❞ ━━━━━━━ Uyarı: Bu inceleme yoğun spoiler içerir! Serinin diğer kitaplarını okumadan lütfen okumayın. (Biraz da karışık olabilir) Uzun zamandır bir kitap okurken bu kadar çok ağladığımı hatırlamıyorum. Genelde duygusal kitaplarda ağlarım ama bu sefer neredeyse her sayfasında gözyaşlarımı tutamadım. Mahinev’in yaşadığı gelgitleri, kayıplarını ve o ağır yükü içimde hissettim. Yazar bunu gerçekten çok iyi aktarmış Mahzar’ın ölümüne çok üzüldüm. Yazar kayıpları ve sonrasındaki duyguları çok iyi yansıtıyor; gerçekten hissettiriyor. Ama bütün bu kaybın sorumluluğunun tek başına Mahinev’e yüklenmesini hâlâ kabul edemiyorum. Mahinev’in kardeşlerinin bu kadar bencil olmasını kabullenemedim. Sanki sadece onların kaybı varmış gibi davranmaları beni çok sinirlendirdi. Tamam, onları da bir yere kadar anlıyorum ama dünyayı kurtarma işini neden Mahinev’in omuzlarına yükledik, onu hiç anlamadım. Bırakın kız yasını yaşasın, dünya yanacaksa yansın yani. Herkesin ona bu kadar acımasız davranmasını sevmedim. Anlam veremediğim bir diğer konu da şu, Savaşın nedenini hâlâ tam anlayabilmiş değilim. Ortada bir savaş var ama sebebi net açıklanmıyor. Kahraman neden Mahinev seçilmiş, bunu da yeterince hissetmedim. Kardeşleri sürekli onu suçlarken, bu kaderi ona biçen babaanne ve diğerleri neden sorgulanmıyor? Açıkçası serinin beni en darmadağın eden kitabı oldu. Üstüne bir de en melankolik parçalarımla okumam işin cabasıydı. Efken ve Mahinev’in vedalaşması, Nigin bağının kopuşu… Bunlar beni gerçekten yaraladı. Serinin şu ana
1000Kitap
İçı̇nde Bı̇r Sen - 5Binnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 202596 okunma
Açlık Oyunları Tadında
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 22:06
❝Açlık, onların kaderiydi. Açlık, onları bir bıçak gibi bilemiş ve oldukları kişi yapmıştı. Aclık, halklarını delirtmiş; birçoğunu öldürmüş, kalanları ise zalim birer mahlukata dönüştürmüştü.❞ ━━━━━━━ İkinci kitapta Giz Vatandaşı olabilmenin mücadelesini okuduk. Bu mücadele bana kesinlikle Açlık Oyunları serisini anımsattı. Hatta bazı anlarda “Acaba Açlık Oyunları mı okuyorum?” diye düşündüm çünkü ciddi anlamda o vibe’ı verdi. Arm, Lunu, Hodbin, Beau ve Dante… İkinci kitapta bu beş karakterin yaşadığı değişim gerçekten etkileyiciydi. Özellikle Arm, daha insancıl duygularından sıyrılıp intikam duygusuyla hareket eden birine dönüşmüş. Lunu'ya daha kinli bir karakter olarak karşımıza çıktı. Hodbin ve Lunu arasındaki, sonradan hayal kırıklığına dönüşen ortaklığı okumak oldukça keyifliydi. Dante ve Beau arasındaki kırgınlık, özellikle Beau’nun pişmanlığı ve sonunda Dante’nin şartlı affı da hikâyeye duygusal bir derinlik kattı. Beau, Beş Beter ve Puhu arasındaki dostluk ise kitabın eğlenceli yanlarından biriydi. Kurguya eklenen yeni karakterler ve ters köşeler de hikâyeyi canlı tutmayı başarmış. Genel olarak, serinin temposunu koruyan ve hikâyeyi ileri taşıyan başarılı bir devam kitabıydı. ━━━━━━━ ❝Birilerinin karnı doyarken birileri aç kalırdı. Birileri rahat bir yerde yatarken birileri sürünerek tanrılarından merhamet dilenirdi. Hayat buydu. Adil olmasını umduğun bir rekabetti ve vicdanlı olanlar, her zaman yenilirdi...❞
1000Kitap
Hainin Mührü 2Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025263 okunma
Güneş batar, Gece hizmet eder.
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 23:37
❝Denizin hırçın olması gibi, dünya da vahşetle doludur. Kimini deniz hasta eder, kimini dünya.❞ Jack London ━━━━━━━ Kitap uzun zamandır okuma listemdeydi ve arkadaşlarım tarafından çok önerilince sırasını biraz öne çektim diyebilirim. Aslında birkaç kez başlamaya niyetlenip "sonra okurum" diye bırakmıştım. Biraz da beni hayal kırıklığına uğratır korkusuyla ertelemiştim ama sonunda okumaya karar verdim. Açıkçası kitap için şunları söyleyebilirim: yazım dili harikaydı. Kitap için tam bir fantastik diyebilir miyiz emin değilim ama ciddi manada distopik bir macera hissi veriyor. Buna rağmen okurken güçlü bir fantastik atmosfer de hissediliyor; epik bir yolculuğun içindeymiş gibi hissettiren bir anlatımı vardı. Kitabın konusundan özellikle bahsetmek istemiyorum. Bu platformda hikâyeyi ayrıntılı şekilde inceleyen birçok kişi var. Eğer konusu hakkında bilgi almak isterseniz diğer incelemelere bakabilirsiniz. Hikâyesi biraz karmaşık ve oldukça geniş kapsamlı olduğu için burada uzun uzun anlatmak istemiyorum. İnanılmaz akıcı bir kitaptı. Hikâyede beş karakterimiz var ve hepsi birbirinden farklı görünseler de hepsinin amacı bir noktada aynı: olduklarından çok daha fazlası olabilmek. Her birinin kendi emelleri ve motivasyonları var ama onların penceresinden baktığınızda neredeyse hepsine hak veriyorsunuz. Kitapta beni sarsan bazı sahnelerden bahsetmek istiyorum; Beau’nun yaptığı şey beni gerçekten şaşırttı. Buna ihanet mi demeliyim yoksa kendi sebepleri doğrultusunda verdiği bir mücadele mi, hâlâ emin değilim. Ama özellikle Dante için oldukça sarsıcıydı. Zaten güven sorunları olan biriyken ona güvenmesi ve yeniden sarsılması beni gerçekten üzdü. Beau’nun Madrabaz’ın oğlu çıkması ise beklenmedikti. Öfke’nin ölümüne çok üzüldüm. Bana göre biraz harcandı. Genel itibarıyla benim
1000Kitap
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025447 okunma
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 13:49
Aşk bizim gibi canavarlar için savaşmanın en zarif haliydi. Ö𝙡ü𝙢 𝙗𝙞𝙯𝙞 𝙖𝙮ı𝙧𝙖𝙣𝙖 𝙙𝙚𝙠. ━━━━━━━ Serinin konusundan bahsetmek istemiyorum. Zaten bu serinin ikinci kitabı. Bu seri için inceleme yazmayı düşünmüyordum ama o sonu için bin tane inceleme yazılır diye düşünerek sadece hissettiklerimi yazmak istedim bu incelemede. Son 60 sayfaya kadar her şey günlük gülistanlıktı. Hatta bir ara ciddi anlamda sıkıldım. Sidra, anlatıldığı kadar tehlikeli gelmedi bana. Kitap boyunca daha çok Luxuria’nın gölgesinde kalmış gibiydi. Benim gözümde; yaşadığı ihaneti kaldıramayan ama sevmekten de vazgeçemeyen bir karakterdi. Ama son 60 sayfada her şey tersine dönüyor. Meğer yaşananların çoğu onun planıymış. Üstelik biz tüm bunları yine Luxuria’nın ağzından okuduğumuz için Sidra hakkında çok az şey bilmemiz aslında normal. Buna rağmen keşke bir iki bölümü Sidra’nın gözünden de okuyabilseydik diye düşündüm. Onun tarafını gerçekten merak ettim. Ve şunu fark ettim: Erkekler ne kadar zaman geçerse geçsin, ister aradan asırlar geçsin, bir kadının vurduğu darbenin altında ezilmeye mahkûm. Yıllarca sevdiğin kadını yenmek için plan yap ama karşındaki öyle kolay lokma değil… Luxuria Cor Victoriam. Final sahnesine gerçekten hayran kaldım. Luzia’nın şifalı ağacı, Sidra ile bağlılık yemini ettikleri yüzüğün aslında bir cadı kapanı çıkması ve yüzüğün ateşe atılmasıyla lanetin uyanması… O satırları okurken tüylerim ürperdi. Açıkçası, artık bitsin diye okumaya devam ettiğim kitabın son sayfalarında yeniden içine çekileceğimi hiç beklemiyordum. Artık bitsin diye okuduğum kitap, son sayfalarda bana “bitmesin” dedirtti. Hikâyenin iki kitapta tamamlanacağını sanıyordum. Ne bileyim belki yazar çerezlik bir fantastik seri oluşturmuş ve uzatmadan bitirir diye düşünmüştüm. Luzia Herakles’i öldürdükten sonra
1000Kitap
Canavarlar da HüzünlüdürN. G. Kabal · Dex Yayınları · 2025396 okunma
Reklam