"Kafamın içinde dağ gibi bir kalabalık var. Yangınlar çıkardı içimde. Bu evi yakarak gitti. Yangın çıkışlarını bile ateşe verdi. Şimdi ne zaman İstanbul'a gelsem, İstanbul'daki bütün yangın çıkışları yanıyor, İstanbul yanıyor, bir bu evi kül edemiyor.
"O yok. Ben dört kişilik bir masada, dört kişilik yalnızlığı, her ayın dördünde, günde dört kez yanarak yaşıyorum. Şimdi söylesene, dört ömür verseler bana, dördünde de aynı adam olmak için, bir kadını içimde yerle bir ederek sevmeye devam edecek olmama kim engel olabilir?"
"Gidiyorum ama aklım sende, yüreğimi burada gömülü bırakıyorum, gölgemi odanda... Gel dediğin gün geleceğimi bilerek gidiyorum, gel demeyeceğini bilerek bir gün çıkıp gelmekten emin bir şekilde gidiyorum."
"Her zaman kalbini düşünmeden yola çıkıyorsun, oyuna kalpten başlamadığın için ileride kalbin sana hep bir kazık atıyor. Oysa en başından kalbini ortaya koyup, oyunu onunla başlatsan, sonu hep görürsün. "