“Hafızayı zamana emanet etmenin sonucu unutmaktır. Zaman unutturur. Unutturur ki, hayat devam etsin. İnsan unutmasaydı, yaşayamazdı. Hayat tekrarlanmasaydı, olmazdı. Çünkü yaşananlardan başka bir şey yok. Yaşananlar yeniden, yeniden, yeniden yaşanmalı ki, varoluş da tekrarlansın. S-91
Aylardan Nisan. Baharın gelmiş olması hiçbir şeyi değiştirmedi. Parçalanan bedenlerden fışkıran kanlar ağaçların pembe beyaz çiçeklerine sıçrarken, bahardan çekinmiyorlar. Terk edilen uzak köylerin çayırlarında sarı beyaz papatyaların açmış olması, katillerin aklını bir an olsun çelmiyor. Herkesin elinde tabanca var. Tabancalarda başıboş mermiler. Hafızalarda, ne zaman neden olduğu çoktan unutulmuş bir düşmanlık. Lodos iyice sersemletiyor insanı. Aklı, hafızayı ve vicdanı da… lodos herkesi şüpheci yapıyor. Herkes her an izleniyor. S-86
İkizlerin yedi yaşına bastığı yıl köyün yüzyirmi yaşındaki kör ebesi bir rüya gördü. Rüyasında, insan suratlı, kuş kanatlı, pençeleri kanlı bir yaratık. Yaratık kör kadına eski bir laneti anlattı. Bu lanetin asırları aşarak bugüne kadar nasıl geldiğini, köyün ikizlerinin ruhuna girdiğini, ikizlerin kaderinin artık değişeceğini, kız kardeşlerini, ahlaksız kız kardeşlerini öldürürlerse lanetin biteceğini… kuş dilinde bir bir söyledi. Köylüler ellerine doğdukları kör ebe ne derse inanırlardı. Kör ebe nasıl oldu da bir lanetin bitebileceğine kandı? S-77