Suyun içine damlattığın bir damla yağ gibi önce nefes bile almana izin vermeyecek kadar yüzeyi kaplar her acı, ardından homojen olmayan bir şekilde her yanını kaplar ama artık nefes almana izin verir hiç olmazsa. Kolun ağrır, kalbin ağrır, saçın beyazlar, kimi zaman uykuların kaçar, kimi zaman hiç uyanmak istemezsin ama giderek seyrelir, giderek dağılır. Asla ilk günkü gibi kalmaz.
Canı yanan her canlı istem dışı olay mahallinden az öteye atar kendini... Camdan düşen kedi düştüğü yerde kalmaz, eğer sağsa bedenini sürüyerek gözden uzak bir yere götürür kendini ki yalayarak iyi etsin yarasını... Bir trafik kazasında ilk iş kaza yapan aracın epey uzağına alırlar kazazedeyi, önce şoku atlatmaktır esas, sonra bedenin tedavisi... En ufak bir kavgada bile iki insan aynı mekanda kalmak istemez, birinden biri çarpar kapıyı çıkar, elzemdir çünkü bu öfkeyi dindirip, yüreği dinlendirmek için. Nabzı normale döndürebilmek için uzaklaşmak gerekir. Gitmek bazen hayatidir, içgüdüseldir...