Bir mum ışık saçarak yanıp tükendikten sonra alevi sönmüş bir halde , karanlıkta yapayalnız duruyorsa , maddesinin eriyip sıcak balmumuna dönüşmesinden artık korkmaz.
Bilinçli istek iş başında olduğu sürece , ayrımların var olmasına izin veriyor. Ama insan bu isteği bastırabilirse ayrımlar da yok oluyor , insan herhangi bir şeyle olduğu gibi bir kafatasıyla da hoşnut olabiliyor.
Çünkü kutsal olan her şeyin özünde düşler , anılar vardır, biz de zaman ya da uzaklık yüzünden ayrı düştüğümüz şeyi ansızın elle tutulur halde karşımıza çıkaran o mucizeyi yaşarız. Düşler,anılar ,kutsal şeyler- hepsi de aynıdır çünkü hiçbirine dokunamayız. Dokunabileceğimiz şeyden bir kez ayrıldık mı, artık o şey kutsallaşmıştır ; ulaşılamayanın güzelliğini , mucizesellik niteliği kazanır.