#KülAdam Kül Adam
Bugün sizlere bitirdikten sonra uzunca bir süre boşluğa bakacağınız, aşkı, sevgiyi, merhameti ve kötülüğü sorgulamanıza neden olan @deryakaragence'ye ait, oldukça sürükleyici bir kitap ile geldim.
Kitabımız bir iş kadını ile evsiz bir adamın trafik ışıklarında başlayan anlık bir bakışması ile başlıyor diyebiliriz. Ebru ve Kemal karakterlerinin hayatları üzerinden birçok içsel hesaplaşmanın, duyguların, çatışmaların onları nasıl etkilediğini okuyoruz. Direkt karakterlere geçmek istiyorum. Kitabı okurken Ebru ve Kemal karakterlerinin naifliği, sakinlikleri o kadar huzurlu geldi ki kitabın içine girip onların sohbetlerine dahil olabilmeyi, odalarının bir köşesine geçip onları dinleyebilmeyi çok istedim. Ruh ikizi diye bir şey varsa onlar için kullanabiliriz bu deyimi.
Selin'in her an Ebru'nun yanında olmasını, Suzi'nin Ebru'nun hayatına girişi çok güzeldi. Ebru ve Kemal'in birbirlerinin hayatlarına girdikten sonraki karakter gelişimleri öyle güzeldi ki keşke hep oralarda kalabilseydik, böyle bir son kalbimi çok kırdı. Kemal'in ailesine karşı duyduğu vicdan azabı, Ebru'nun oğlu için heyecanla hazırladığı oda hepsi içime işledi. Bu karakterlerin harikalığının yanında Atakan, Selim ve Mirza Ağa'nın taş kalpliliği mahvetti beni. Böğürtlenli dondurmadan sonra Mirza Ağa Baran'a kıyamaz diye düşünüyordum beni en cok o üzdü diyebilirim. Baran kuşa ne oldu okuyabilmek isterdim.
Bazen fazla merhamet en büyük hata olabiliyor ya da sessiz kalmak olayları daha da kötü yapabiliyor. Kemal, Atakan'ı şikayet etseydi bir şeyler değişir miydi? Hayır değişmezdi, olacak olan her zaman yolunu buluyor. Sadece şeyi çok merak ediyorum, Ebru gibi harika bir kadın Selim veya Atakan gibileri nasıl hayatına alabildi? Asla onluk değillerdi, isimleri bile yanına yakışmıyordu.
Kül AdamDerya Karagence · Alan Yayıncılık · 202412 okunma