📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Beni daima güldüren bir şey var; insanlar onun kitaplarını okuduklarında, 'anlatıcı'nın ağzından yazılmış olan istisnasız her şeyi Bay Proust'un kendi hayatında yaşadıkları sanıyor ve o ciddiyetle okuyor.Kitaplarında anlattıklarının gerçek hayatına dair kesitler olduğunu düşünmek, Bay Proust'un hayal gücüne yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
"Neden bir şey yemiyorsunuz efendim? Bu şekilde beslenerek nasıl dayanacaksınız?"
"Bakın, Celeste. Bir düşünün; güzel bir yemek yediğinizde, kendinizi ağırlaşmış hissedersiniz, zihniniz yeterince boş olamaz, anladınız mı? Ve benim, zihnimin özgür olmasına ihtiyacım var."
O vakitler göremediğim şeyleri şimdi düşündüğümde, onun içinde yalnızca hayatından kaygı duyan hasta bir adam değil, aynı zamanda tecrübe ettiği her şeyde kalite ve mükemmelliyet arayan biri vardı. Fakat mükemmelliyet arayışı da tıpkı güvendiği tüccarlar gibi geçmişte kalmaya başlamıştı. Daha da olağandışı olan şeyse, kitaplarında zamanın çok ötesini görmesine, hatta toplumu ve dünyayı yok edecek sefahati betimlemesine rağmen günlük hayatına da bu denli dahil edecek kadar geçmişine bağlı oluşuydu.
Bazen ziyaretçilerine, hatta bana bile, birden kendi içine kapanmak isteyip şöyle söylüyordu:
"Susup biraz gözlerimi kapatırsam kusura bakmayın, dinlenmeye ihtiyacım var." Bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyordum. Yalan söylemiyordu, hatta yalan söylemiş olacağı aklımın ucundan bile geçmiyordu. Biliyordum ki yatağında hareketsiz bir biçimde yatarak, kitabının ve kaybettiği zamanın içinde bir seyahate çıkıyordu.