Fakat Rousseau, "yalnız gezer", insan tutkularının doğuştan gelen hakikatini kültürün kalın tabakalarının altından gün yüzüne çıkarmaya çalıştığın da, yalnızca naif ve koşulsuz bir özsevgi (buradaki özsevgi, sevmenin tam zıttı olan kendini yeğlemekten, yani bencillik ve kırılgan özsaygıdan fersah fersah uzaktır); başka bir ifadeyle, insanı kendine alaka duymaya, kendini korumaya ve kendi huzuruyla mutluluğuna özen göstermeye yönlendiren içgüdüsel bir yatkınlık keşfeder. Dolayısıyla doğal insan, içgüdüsel olarak kendini sever ama asla kendini yeğlemez. Sadece toplum içinde öğrenilir kendini yeğlemek. Insan kendini sevmeyi yeniden öğrenebilmek için uzun mu uzun bir yol tepmelidir.
"Beni bekleyen kader her neyse, yaşayacak daha neyim varsa, yürümek ve dağa tırmanmak olacak içinde: kişinin tecrübe edeceği şey nihayetinde hep kendidir." Nietzsche için çıkmak,tırmanmak, yükselmek demektir yürümek.