Nuray

Nuray
@nunis
Gösteriş ispattır, Sadelik izah
Puan vermedi·128 syf.··
2026 45. kitabı
Amerika’nın Büyük Buhran dönemini, eğlence üzerinden para kazanmak için insanların nasıl sömürüldüğünü Robert ve Gloria karakterleri üzerinden okuyoruz. Robert, film sektöründe başarılı bir yapımcı olmayı hayal ederken, Gloria ise daha büyük rollerde yer almak istemektedir. Ancak yaşadıkları ekonomik sıkıntılar nedeniyle, para kazanabilmek için bir dans maratonuna katılırlar ve bu yarışta birinci olmaya çalışırlar. Fakat süreç oldukça yıpratıcıdır ve tüm bu zorlukların yanında Gloria’nın da olumsuz bakış açısı ve sivri dili Robert’ın yaşam enerjisini de giderek tüketir. Zaten dans maratonu ilerledikçe katılımcılar günlerce, hatta haftalarca durmadan dans etmekten yorgun düşerken süreç fiziksel bir yarış olmaktan çıkıp giderek psikolojik bir işkenceye dönüşür. Gloria'nın zaten bozuk olan sinirleri iyice çıkmaza girer. Son sahnede Gloria'nın zorlamasıyla bilinçsizce hatta bir anlık gafletle yaptığı hata yüzünden suçlanan Robert durumu çocukluğunda yaşadığı travmatik bir anıyla açıklar. Roman, akıcı dili sayesinde hızlı okunuyor ancak etkisi uzun süre hissedilen bir roman değil ben bu tarz romanlar çıtır çerez diyorum sabah başlayıp gece yarısı olmadan bitecek türden. #atlarıdavururlar #horacemccoy
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 202642 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·184 syf.··
2026 44. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:45
Bir burjuva beyefendisinin eşine son anda Noel hediyesi olarak cins bir köpek aldığını sanırken sıradan bir çoban köpeği edinmesiyle başlıyor. Ancak bu köpek, sahibini memnun etmeye çalışan bir evcil hayvan gibi davranmıyo fıtratı gereği kendi kuralları ve karakteriyle hareket ediyor. Sándor Márai, derin gözlem yeteneği üzerinden insanlığın karmaşık ve çoğu zaman iki yüzlü dünyasını köpeğin gözünden anlatıyor. Aslında boyun eğen karakterleri mi yoksa kendi kişiliğini ortaya koyabilen bireyleri mi sevebildiğimizi sorgulatıyor.Eğilmez karakterini çoğu zaman hayranlıkla aktarırken, onun ehlileştirilemeyen yanları aracılığıyla insan doğasını da inceliyor. Köpeğin gözünden insanlığın karmaşık ve iki yüzlü dünyasını anlatıyor. Üstelik bunu hayvanı insanlaştırmadan başarıyor. Ancak romanın sonlarına doğru olanlar oluyor. İnsan, kendine benzemeyen ve itaatkâr bir ilişki kuramadığı kişileri içten içe sevmekte zorlanmasını bizim aslında boyun eğen bir karakteri mi yoksa tam zıttı kendi karakterini ortaya koyanı mı sevebildiğimizi sorgulatıyor. Márai'nin diğer romanlarını ne kadar sevmiş olsam da bu kitap bana aynı ölçüde keyif vermedi. Belki de daha sakin ve sindirilerek okunması gereken bir roman. #sandormarai #şahsiyetlibirköpeğinhikayesi
CsutoraSándor Márai · Can Yayınları · 2025475 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:37
Anne ve babasının ayrılığının ardından sebepsiz krizler geçiren ve epilepsi teşhisi konulan Antonio'nun, tedavisi için annesinin işi nedeniyle babasıyla birlikte Marsilya'ya gidişini ve burada geçirmek zorunda kaldığı 48 saatlik uykusuzluk sürecini anlatıyor. Yazar, Antonio'nun babasıyla birlikte çıktığı bu Marsilya yolculuğunda, belki de hayatlarında bir daha elde edemeyecekleri bir fırsat yakalayan baba ve oğlun birbirlerini yeniden keşfetmelerini çok doğal ve samimi bir dille aktarıyor. Benim için kitabın en güzel yanı, baba ve oğlun birbirlerini tanımaya çalışırken okura da aile ilişkileri üzerine düşündürmesi ve bu ikilinin birlikte geçirdiği özel zamanları okuyormuş hissi vermesi. Kitabın dili oldukça akıcı. Genel havası melankolik olsa da insanın içini ısıtan sıcak bir yanı var. Çok derin ya da yoğun duygusal bir roman sayılmaz; bazı noktalar biraz yüzeysel kalmış. Daha derin işlenmesini istediğim yerler olsa da kitabın sakin ve samimi atmosferini ve abartılı bir dram sunmamasını okuru yormadan ilerlemesini sevdim.Dinlendiren, sakin ve samimi bir roman arıyorsanız güzel bir tercih olabilir.
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,080 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:34
İki anne, iki ayrı hayat ve nereye ait olduğunu bilememenin hikâyesi. On üç yaşındaki bir kızın, onu büyüten ailenin öz anne ve babası olmadığını öğrenmesinin ardından gerçek ailesine geri verilmesini konu alıyor. Kahramanın, alıştığı yaşamın tam zıttı olan yoksulluğun, sınıf farklarının ve kendini ait hissedemediği bir hayatın içinde yaşadıklarını kendi anlatımından okuyoruz. Gerçekler sarsıcı, üzücü ve yer yer rahatsız edici. Özellikle abisiyle yaşadığı ve bana oldukça gereksiz gelen detaya hiçte gerek yoktu. Yazar, ait hissedememeyi bu rahatsız edici olay üzerinden örneklendirmeye çalışmış ancak bu tercih beni rahatsız etti. Buna karşılık kız kardeşiyle kurduğu samimi bağı sevdim. Roman, aidiyet duygusunun insan hayatındaki yerini de düşündürüyor. Bana göre insan, koşullar ne olursa olsun; iyi ya da kötü, eksik ya da tam bir şekilde bir yere, bir insana ya da bir hayata ait hissedebilmeli. Kitabın sonunun nasıl biteceğini merakla beklerken, hikâye biraz havada kalan bir finalle noktalanıyor. Romanda abartılı dram, gözyaşı sömürüsü ya da gereksiz uzatmalar yok. Anlatım dili sade ve akıcı olduğu için okurken sıkılmıyorsunuz. Ancak çok satanlar arasında yer almasına rağmen beni beklediğim kadar etkilemedi. Karakterlerin yaşadığı duygu geçişlerini zaman zaman yeterince samimi bulmadım.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,248 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 41. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:32
Alex Schulman'ın Hayatta kalanlar romanından çok etkilenmemiştim ama 17 Haziran'ı gerçekten çok sevdim, dili akıcı, betimlemeleri ve olay örgüsü çok güzel işlenmiş kitabı elinizden bırakamıyorsunuz...Eğer insan psikolojisi, duygusal çözümlemeler üzerine romanlar okumayı seviyorsanız, 1 kamp sandalyesi ve termosta kahvenizi alıp serin bir yaz havasında okunabilecek türden. Romanda baş karakterin ölen babasının eşyaları arasında bulduğu eski yazlıklarının telefonunu araması ve cevap gelmesiyle her aramanın 17 Haziran gününe bağlanmasını anlatıyor ve bir dedektif gibi bu günün izini sürüp çocukluğunda yaşadığı ve asla hatırlamadığı çocukluk anısını araştırıyor. Yazarın bu romanında da bir zaman yolculuğuna çıkıyorsunuz kurguyu psikolojik bir araç gibi kullanıyor ve diğer romanında olduğu aile içi travmaların, anne-baba davranışlarının çocukların hayatında bıraktığı izlerin ne kadar bastırsan da umulmadık bir anda çocukluk yaralarının patlak vereceğini, gelecek hayatını nasıl şekillendirdiğini bazen gerilim bazen bir puzzle parçalarını bir araya getirir gibi hızla ve heyecanla okuyorsunuz. Roman size net bir özet sunmuyor ama aynı Stefan Zweig romanları gibi hislerinize hitap ediyor sanki puzzlen son parçası sizdeymiş ve haberiniz yokmuş gibi.#alexschulman #17haziran
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,421 okunma