esra

esra
@nur_v
Yaratıcı bir sanatkârdı belki. Tüm kainat onun tuvali, galaksiler fırçasıydı. Ama ne zaman ki yeryüzünü resmetti; eksik kaldı bir şey. Dağlar vardı ama hayran kalacak gözler yoktu. Gökyüzü maviye boyanmıştı ama şiirini yazacak dil yoktu. İşte o zaman insanı yarattı: Gören, duyan, hisseden bir yürek olsun diye.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir yüzü görürsün… Bir burun eğriliği, çatık bir kaş, solgun bir ten çarpar gözüne. Ve işte o an, dilin hüküm vermeye hazırlanır; ama hatırla: bu yüz, ilahi bir fırçanın izidir. Hiçbir ressam, tuvaline gelişigüzel dokunmaz. Her ben, her çizgi, her renk bir sır, bir kader, bir hikâyedir. İnsan, kusur sandığın yerinde tamamlanır. Göz, görünene aldanır; gönülse, Yaradan’ın muradını görür. Ve o murada dil uzatmak, yalnızca bedene değil, sanatkârına da hürmetsizliktir. Sus… Ve seyret insanı bir sanat eseri gibi. Eleştirmek yerine, hayran kalmayı dene. Zira her yüz, dokunulmaz bir sırdır. Yaradan’dan insana düşen tekil bir şiirdir.
İnsan kendine çok anlam yükler ama unutur ki, çok insan sessizce yitip gitmiştir.İnsan, hayatına büyük anlamlar verir. Kendi hayatını önemli, özel görür. Bazen bu anlamlar insanı güçlü yapar, bazen de yolunu bulmasına yardım eder ama çoğu zaman unuturuz ki, tarihte ve dünyada bizim gibi çok insan vardır. Onlar sessizce yaşadı, öldü ve kimse onları hatırlamadı. Biz kendimizi çok büyük görürken, aslında sadece küçük bir parça olduğumuzu unuturuz. Bizi hatırlayanlar azdır, ama bu birçok insanın hayatı ve ölümü gibi. Belki de gerçek mutluluk, kendi küçüklüğümüzü kabul etmekte ve anlamlara fazla yüklenmemekte vardır. Böylece hem rahatlar hem özgür oluruz.
bazen ölüm düşüncesi insana ağır gelir ama belki de mesele, ölümden korkmak değil yaşamamış olmaktan korkmaktır, hiç yaşamamış bir insanın ölümü asıl trajedidir.Kalbinin peşinden gitmemiş,korkularına teslim olmuş, sevdiklerini dile getirememiş bir hayat... işte ölümden daha sessiz bir ölüm budur.
Aşk veya aşk acısı diye bir kavram olmasaydı edebiyatın yarısı yok olabilirdi, aslında bu bir kavram yanılgısı. Hoşlandığınız bir insanla (hoşlanmasaydınız nesil devam etmezdi, yaratıcının bu düzenine bayılıyorum) geçirilen süre zarfında beyninizde hormonlar salgılanır. O insanla bağlarınız koptuğunda beyniniz tıpkı morfine bağımlı olmuş gibi o kişi yanınızdayken salgılanan hormonlara ihtiyaç duyar. Salgılanmadığı için çok fazla acı çekersiniz çünkü bu acı vücunuza yediğiniz fiziksel darbelerin hissedildiği beynin bölümünde hissedilir. Bu sadece büyük bir hormon kaosu.Sevgi vardır, frekanslar vardır ama koskoca evrende yaratılış amacı kesinlikle aşk değildir, keşfetimdeki koskoca kitaptan sadece aşk bölümlerini alıntı yapan kişilere ithafendir xD (Bütün keşfetim aşk alıntıları dolu.)