Kabul etmeyense yapışkan bir maddeye yakalanmış kelebek gibi ömür boyu çırpınıp duracak ve bir gün hayat yaldızları dökülüp toz olunca bu inkâr macerası da sona erecektir.
Hakikat ruhumuzun kulağına fısıldayarak der ki: boş durma insanoğlu, imânını imtihan ettir. İbrahim ol, inkârların ateşine bulan, ama yanmamak şartıyla insanoğlu. Yusuf gibi eşyanın karanlığına in ve orada da Allah’ı anmayı unutma. El kervanlarına katıl, düşünce ve sanat oymaklarını kelebek gibi değil, arı gibi dolaş, karınca gibi bilgi harmanlarını arşınla. Ta çıktığın noktaya döndüğün zaman mâna gelini kendini sana teslim edinceye kadar.
Ah, bir sarkaç gibi bir ölüme, bir hayata gidip gelen ruhlarla , sadece biyolojik yaşantının içinde vakit dolduran ruhlar arasında ne büyük uçurum vardır!