Bu yeni bilgiyi kafamdan atmanın bir yolu var mıydı? Ne de olsa yalnızca acı gibi bir şeydi: başıma bıçak ucu gibi keskin, saptanmıştı. Aslında bıçak bile değildi, iki sözcüktü yalnızca, ellerimle kulaklarımı kapayıp defedemeden önce beynime ok gibi saplanan bir ibare. Beynimdeki bir kurşunu çıkarır ya da bir uru çıkarıp atarcasına onu kafamdan çıkarabilecek bir şey yok muydu?
Caddede beni korkutacak hiçbir şey yoktu artık; en soğuk rüzgar bile bedenimi ısıramazdı. Bedenim mi değişmişti? Başka kadının bedenine mi girmiştim? Bedenim, gerçek bedenim, kendi bedenim nereye gitmişti?
"... Yaşam bir yılandır. Onlar da aynı Firdevs. Yılan, senin yılan olmadığını anlarsa sokar. Zehirli iğnelerin olmadığını bilirse hayat seni bir lokmada yutar."