Dostluk, ne gereksiz bir sözcük! İnsanlar ağızlarında bu sözcüğü bıktırıncaya kadar geveliyorlar, hiçbirinin değeri kalmamış, tıpkı sevgi sözcüğünün öldürülünceye kadar gevelenerek değerini kaybettiği gibi.
Durmadan her türlü fedakârlığa hazır olduklarını söyleyen ve durmadan fedakârlık yapan, sonunda kendi yaşamlarını bile feda eden o azizlerden, fedakârlıkları için ve tıpkı domuzların yalaklara koşuşmaları gibi fedakârlıklarına her zaman hazır olduklarını söyleyen dünyanın her ülkesinde ve her bir yerinde bulunan insanlardan, hangi adı taşıyor olsalar da, ister Albert Schweizer ister Teresa Ana olsun adları, her zaman iğrendim.
Bu insanların güya baktıkları ve onlardan ellerini açarak yardım bekleyen insanlardan yararlanarak kendilerini övünç beratları ve madalyalarla süslemekten başka bir şey geçmez akıllarından.
Bu tehlikeli, kimseye benzemeyen biçimde hırslı ve kendini beğenmişlerden, temelde ruhsal ben-merkezlerinde güç hırsı taşıyan insanlardan, Aziz Assisi'li Franz'dan Teresa Ana'ya kadar milyonlarcası bulunan ve sayısız dini ve politik kurumlarda bütün dünyada her gün kendi şöhret hırsları içinde tepinip duran
insanlardan derinlemesine iğreniyorum.