Nurgül Demiray

Nurgül Demiray
@nurguldmry
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem Oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün... Ahmet Telli
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mevlana Der ki; Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi… Ağladım. Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla… Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim… İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu… Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi… Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
Senden hiç ayrılmamak vardı. Zamanı durdurmak, bütün saatleri parçalamak vardı. İsyan içindeydim. Neydi bu çaresizlik? Bizi çepeçevre saran bu dört duvar neydi? Bir ara tanrıyı düşündüm, peygamberleri, dinleri, kitapları düşündüm. Boş inançlarımız mıydı çaresizliği yaratan? O bizim eserimiz miydi? Öyleyse neden bizden büyüktü, güçlüydü? Bunca yıl neyi aramış, kimi özlemiştim? Madem ki benim olmayacaktın, neden seni karşıma çıkardılar? Kim yaptı bunu? Bu kötülükler kimin eseri? Tanrının işi yok da bizi mi görsün? Öyleyse kime inanacağız? O kitaplar ki sabırdan bahsediyor. Ama ne kadar? Nereye kadar? O dinler ki duadan bahsediyor. Kime, niçin ve ne zaman? O peygamberler hiç sevmediler mi? Ben sana inanıyorum kitaplara değil. Ben seni istiyorum. Dua değil. Sabır değil... Aşka Dair Nesirler, Ümit Yaşar Oğuzcan
Ne olduysa, hayırlısı için oldu. Ne oluyorsa, hayırlısı için oluyor. Ne olacaksa, hayırlısı için olacak. Ne kaybettin ki, ağlıyorsun? Ne getirdin ki, kaybettin? Ne yarattın ki, yok oldu? Ne aldıysan, buradaydı. Ne verdiysen, buradaydı. Sana bugün ait olan. Dün başkasına aitti. Yarın da bir başkasına ait olacak. O zaman ne için boşuna üzülüyorsun? Değişim, evrenin yasasıdır ve aslında biz kaybettiklerimizle varız. ✨ Bhagavad Gita /Mahabharata Destanı
#tarihisevdirenadam #yavuzbahadıroğlu'ndan Hayat yarış, yakarış ve tırmanıştır. Kimileri slogan atan, kimileri “icraat” yapar… Tarih slogan atanları değil, icraat yapanları yazar. Ampulü yakmaya çalışan Edison’a ikide bir gelip, akıl verirlermiş: “Bırak bu hayalleri, dünyayı sen mi kurtaracaksın?” Peki, kim kurtaracak, insanî gelişme nasıl sağlanacak? İnsanın önce kendi kendisiyle yarışıdır hayat: Hedefe tırmanışıdır. Tırmanışın “Müslümanca” olanı, kimsenin yüreğine ve emeğine basmadan yapılanıdır!.. Koşarken de, tırmanırken de hayatı fark edip hayatı verene dua etmeli insan… “Benden bir şey olmaz”, “Bir çiçekle bahar gelmez”, “Aman nemelâzım” demeden ve olumsuz şartları abartmadan tüm gayretiyle, sabrıyla, kuvvetiyle koşanlar hedefe ulaştırılır… Yakınanlar, ağlayanlar, şikâyet edenler, durup slogan atanlar ise yolda kalır. *** Meşhur fizikçi Albert Einstein, dört yaşına kadar konuşamamış, okumayı yedi yaşına gelene dek sökememişti… O kadar ki hem öğretmenleri, hem de ailesi Einstein’in “zihinsel özürlü” olduğundan kuşkulanmışlardı... Çalıştı, çabaladı, inandı, umdu ve çağının gördüğü “en iyi fizikçi” oldu. *** Ludwig Van Beethoven’in müzik öğretmeni, bir gün aileyi ziyaret etti ve oğullarının müziğe kabiliyetinin olmadığını, boşuna emek sarf etmemelerini söyledi...