Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor.
Bizler, "anne" dediğimizde, büyülcyici pembe bebeklik kundağına sarılıp sarmalanmış bir halde, bütün kundakların ortak ihtiyaçlarını hiç de umursamayıp bir başkasının kundağına en ufak bir düşünsel ilgi göstermeyen birini görmeye alışkınızdır.
Hayatta her şey belirsiz. Yaşadığınızı ancak bu şekilde, belirsizlik sayesinde anlayabiliyorsunuz. Bazen geçmişe dönmeyi de bu yüzden istiyoruz tabii çünkü geçmiş, bildiğimiz ya da bildiğimizi zannettiğimiz bir şey.
Daha önce de duyduğumuz bir şarkı.
Evet, içimde bir boşluk vardı ama boşluklar da abartılıyor. O boşluğun içinde aşk yoktu ama acı da yoktu. Boşluğun avantajları da vardır. Boşlukların içinde hareket edebilirsiniz.