Bazı anılara kelimeler yetmezdi. Çocukluğunda öğrendiği dil bile bazı anıları tarif etmeye yetmiyordu.
Onların kelimesiz kalmaları daha iyiydi. Şekilsiz, gizli saklı.
Unutulmuş.
"Bu devrin düzeni böyle. Sahici bir adalet mi bekliyordun? Yok öyle bir şey. Artık yeni bir dünyadayız. O dünya da aziz ya da günahkâr ayrımı yapmadan herkesi yiyip bitiriyor,"
"Teşekkür ederim. Bunu neden yaptığını bilmiyorum. Ama teşekkür ederim," diye fısıldadı.
Jones'un gözleri hortumu takip etti ve Winter'in yüzünün rengine baktı. "Çünkü sen istedin, Iven," dedi en nihayetinde.
Laura ona bakmadı. Hayır, demek istiyordu. Hayır, bu her neyse gerçek değil. Bu çürümüş topraklarda güzel şeyler filizlenmez.
Jones ofladı. "Tek kelime etmedin ama ne kadar içlendiğini duyabiliyorum."
Şu fredie için bu kadar uğrasmaya değer miydi laura ya bence değmezdi ama neyse mükemmel bir akış ne olacak diye o kadar merak ettim ve kestiremedim ki , jones çok tatlı ve destekleyiciydi , pime üzüldüm hep güzelliğinden bahsedilmesini sevmedim anladık çokkk güzel , mary neden o kadar uyuzsun ki her karakteri o kadar güzel anlatmış ki yazar her karakter net bir şekilde kafanızda canlanıyor bu kadar netliğe rağmen olay akışındaki o bilinmezlik çok hoşuma gitti yazarın diğer kitaplarını da okuyacam