Caanım arkadaşımın çok satanlarda görüp aldığı ama daha ilk hikayesini okuyup bir köşeye attığı, "kanka çok sapık bir kitap okuma sakın" diyerek tembihleyip memlekete giderken de sanki bu konuşmaları hiç yapmamış gibi bana hediye ettiği, aradan bunca yıl geçtikten sonra kitapsızlıktan bunu okuyayım diyerek başladığım ve çok beğendiğim bu kitabı sizlere tanıtmaktan büyük zevk duyuyorum. Ama öncelikle sanki hiç netflix dizisi izlememiş gibi bu kitaba sapık diyerek adeta hor gören arkadaşımın beynine tükürmem gerek. Çok daha önce okuyabilirmişim.
Kitap 11 hikayeden oluşuyor. Günümüz mottosu olan "gerçek yaşanmış hayat hikayelerinden oluşmaktadır" diyerek başlayayım ki kitabın değeri artsın değil mi? Bu detayı da söyledikten sonra bir ceza avukatının yazmış olduğu bu on bir hikaye hakkında bilgi vermek istiyorum.
İlk hikaye bir Japon mafyasının evine girip hırsızlık yapan ve bunları satma gafletinde bulunanlara hadlerini bildirmesiyle başlıyor.
Devam ettikçe hikayelerdeki heyecanda artıyor. Sonraki hikaye de ise sevdiği kız arkadaşının suçunu gizlemek için evdeki cesedi parçalayan bir adamın öyküsü var. Şans adlı bu bölüm bir filme de uyarlanmış.
En sevdiğim öykü ise çok sevdiği erkek kardeşini öldürmek zorunda kalan bölümdü. Çello adlı bu bölümü okuyunca çok etkilendim. Çocukken yüzü gülmeyenin büyüyünce de gülmüyor sanırım.
Diken adlı bölümde yirmi yılı aşkın bir süre de müzede güvenlik görevlisi olarak çalışan birinin bir heykele takıntılı hale gelmesi anlatılıyor. Eğer ayağınıza aniden bir raptiye batarsa çevrenize dikkatli bakın. Etrafınızda sizin acı çeken yüz ifadenizden rahatlık duyan birileri olabilir.
Aşık olduğunuz birinin etini kesip yemek istediniz mi hiç? Durun endişelenmeyin ben de böyle bir şey istemedim ama kitap kahramanlarımızdan biri çok sevdiği kız