Hoşlanmanın yerini sevgi almıştı. Ve benliğinde hoşlanmanın asla ulaşamadığı derinliklere salınan bir çeküldü sevgi. Ve buna yanıt olarak o derinlikerden yeni bir şey çıkmıştı: sevgi. Kendisine sunulan şeye aynı şekilde karşılık veriyordu. Karşısındaki bir tanrıydı gerçekten –bir sevgi tanrısıydı. Ve bu sıcak ve ışıltılı tanrının ışığı altında Beyaz Diş'in doğası güneşin altında gelişen bir çiçek gibi gelişiyordu.
Yaşam buydu ama o bunu bilmiyordu. Dünyada oluşunun gereğini yerine getiriyordu. Şu anda yaptığı şeyi yapmak için gelmişti dünyaya: avlanmak ve avını öldürmek için savaşmak. Varoluşunu haklı çıkarmakla meşguldü- ki hayatın bundan büyük gayesi olamaz, çünkü yaşam ancak yapmak için donatılmış olduğu şeyi sonuna dek yaptığında zirveye ulaşır.