İnsan açlıktan değil ama sevgisizlikten ölür. Bazen imkansızlıklar insanın canını okusada küçük bir çocuğun başını okşamak,kalpten bir gülümseme ve en önemlisi sevmek bedava.
Birden, içimden büyük bir başkaldırı
yükseldi. “Kötüsün, küçük İsa! Ben ki bu kez
benim için Tanrı olarak doğacağına
inanıyordum, bana bunu yaptın demek! Neden
beni de öbür çocukları sevdiğin gibi
sevmiyorsun! Uslu durdum. Kavga etmedim,
derslerime çalıştım, sövmedim, ‘kıç’ bile
demedim. Neden bana bunu yaptın, küçük İsa?
Küçük portakal fidanımı kesecekler, kızmadım.
Yalnızca biraz ağladım. Ama şimdi… şimdi…”
Sabah insanın içini kasvetle dolduran düdüğü saat beşte daha da iğrenç geliyordu. Orası her gün insanları yutan,akşam oluncada çok yorulmuş insanlar kusan bir canavardı.