İnsanlar aşkı sevgi oyunu olarak gördüler. Yeminler ettiler, sözler verdiler. Aşk vermekti onlara göre. Oysa sevgi, verdiklerimizde değil, alabildiğimizde gizlidir. Vermek tenin işidir, çürüyen tenin. Almak gönlün işidir ölmeyen gönlün. İnsanlar tene vurulmayı aşk sandılar, bedenin kölesi olmayı sevda diye adlandırdılar. Allaha kul olmak için Leyla'ya köle olmaya gerek yoktu.
"Ey Kur'ân okuyucuları! Ey ehli Kur'ân olanlar! Okuduğunuz Kur'ân sizin kalplerinize ne ekti ona bir bakin. Nasıl ki yağmur arzın baharı ise okuduğunuz Kur'ân da Mü'minin kalbinin baharıdır ... malik bin dinar
Bir topluluk Allah'ın evlerinden birinde toplanır ve Allah'ın kitabını okurlarsa ve de okuduklarını kendi aralarında ders haline getirirlerse onların üzerine Allah'ın rahmet ve sekîneti iner.” (Müslim, Zikir, 4/2074.; Tirmizî, 4/326.; Ebû Dâvûd, İlim)
Demek ki bizden istenen sadece mücerret okumak değil, okunanları ders haline getirip, aramızda müzakere edip okunan bölümü anlama ve yaşama kavgası içine girmektir. Eğer insanlar Kur'ân’ı sadece okur ama onu kendi aralarında ders haline getirmezler, okudukları ayetlerin ne anlama geldiğini, kendilerinden nasıl bir hayat istediğini anlamaya yanaşmazlarsa, okudukları ayetlerle hayatlarını düzenleme kavgası içine girmiyorlarsa kesinlikle bilelim ki buna okuma denmeyecektir
Tipkı lânetlik Yahudiler gibi bugün kimi Müslümanlar, bu kitabın sorumluluğundan kurtarabilmek için kendilerini aptal yerine, ahmak yerine koyuyorlar. Biz gerçekten senin ne demek istediğini, bu Kur'ân’ın ne demek istediğini anlayamıyoruz ey peygamber diyorlar. Bunu anlayabilecek, kavrayabilecek zekâya, anlayışa, kavrayışa sahip olmadıklarını söylüyorlar. Allah korusun, bunu söyleyenler Allah'a iftira ediyorlar. Halbuki Allah sizin güç yetiremeyeceğiniz bir şey emretmedim diyor. Bunlarsa hâşâ: Ya Rabbi bizim anlayamayacağımız, kavrayamayacağımız bir kitapla bizi sorumlu tutmuşsun diyerek Allah'a iftira ediyorlar. Çünkü Allah'ın kitabı apaçıktır. Mübîndir Kur'ân. Çünkü bu Kur'ân insanlar için indirilmiş bir kitaptır ve elbette onu anlayacak olanlar da insanlardır.
والكتاب المبين إنا جعلنا انا عربيا لتلكم تميلو
"Apaçık Kitaba andolsun ki akledesiniz diye Kur'ân'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.” (Zuhrûf; 43/2-3