Stefan Zweig’ın pek çok kitabını okudum. Bir oturuşta biten kitapları genellikle insanın içine dokunan eserler. Geçmişe Yolculuk da öyle.
Kitapta beni en çok düşündüren iki konu var. Birincisi: Başarı için mutluluk feda edilir mi? İkincisi: Hedefe (başarıya) ulaştıktan sonra geçmişe dönüp her şey aynıymış gibi devam edilebilir mi?
Hedefe ulaşana kadar insan yeni şeyler tanır, yeni insanlarla tanışır. Yarım bırakılanlar bir müddet unutulur; ama sonrasında yeniden gün yüzüne çıkıp insana “Ah, keşke devam etseydim” dedirtir.
Bu iki soru gerçekten çok zor. Kendimi tanıyorum; başarıya ulaşmak için düzenimi bozmamaya çalışır, hayatıma giren yeni faktörleri eleyerek hedefime odaklanırım. Hedefime ulaştıktan sonra da yarım bıraktığım şeyleri toparlamaya çabalarım. Ama Zweig’ın anlatmaya çalıştığı gerçek şu: “Geçmiş, geçmişte kalır.”
Sanırım bazen “anı yaşamak” gerek. Ancak bunun yanı sıra gerçekten ne istediğimizi bilmek de önemli. Tabii ki, ne istediğimizi bilmek için önce kendimizi tanımamız gerekiyor.
İncelememi bitirmeden önce, kitap boyunca zihnimde Sezen Aksu’nun Her Şeyi Yak ve Dolu Kadehi Ters Tut’un Hiç İyi Değilim şarkıları çaldı. Bana göre, bu şarkılar kitapla oldukça uyumlu. İncelememi yazarken de bu şarkıları dinleyerek yazdım.
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dokuz yıl oldu ve sesinin tek bir tonu değişmemiş, bedenimin tek bir siniri bile onu farklı algılamıyor. Hiçbir şey yitmemiş, hiçbir şey geçmemiş, varlığı eskiden olduğu gibi sevgi dolu bir mutluluk yaratıyor.