“geçmişle, çoğunlukla bir tür miskinlik halinde yüzleşirler. ne yapacaklarını bilmeden, geçmişi garip bir gülümsemeyle başlarından savarlar. sanki dedikodu ya da kulaktan dolma şeylermiş gibi, kendi tecrübelerine karşı ilgiden yoksundurlar. parça parça hatırlarlar, bunların da genellikle yaşadıklarıyla bir ilgisi yoktur. katlandıkları onca şeyi ifade etmek için bir iki cümle yeter. zaman zaman gençlerin bu insanlarla, ‘yaşlanınca köpek gibi yaşamaya başlarlar,’ diye alay ettiklerini duyardım.”