Burjuva kadınlar yürekleri kaldırmadığından, çocuğun istediği tüm can sıkıcı özeni diğer sınıfın, "aşağı" sınıfın kadınlarına bırakıp kurtuluyorlar, hatta bebeğin küçük obur ağzını bile bir yabancının - bir proleterin- memesine verebiliyorlar.
Bugünkü insan psikolojisi, 'serbest aşk' ilkesini kabul etmeye gerçekten hazır mıdır? Peki ya, en sağlam kafaları bile kemiren kıskançlık? Ya derinlere dek kök salmış olan, yalnızca bedeninde değil, eşinin ruhu üzerinde bile mülkiyet hakkına sahip olma duygusu?
Patronların, İşyerlerine evli işçi kadınları çekebilmek için bütün nüfuzlarını kullanmalarında şaşılacak bir şey yok. Durum böyle olunca, bir yandan ekonomik zorunluluk kadını hayatını kazanmaya ittiği, diğer yandan kapitalist işletme onu kolları açık kabul ettiği için, proleter ailenin hızla ve karşı konulamaz biçimde tam bir dağılmaya doğru gitmesine asla şaşmamak gerekir.