Süreyya

Süreyya
@ocean__
Bir berduştur kalbim.
“Kentin sinliğinde, üzerine toprak dökülürken, ‘ben hangimizim, gömülen hangimiz?’ diye sordum kendi kendime, alçak duvarın üstünden o demir rengi denize bakarken. Sorunun yanıtını bulamadım daha. Kollarımda can verdi. Şimdi, ardından yaşayıp gitmek neye yarar?”
Reklam
“Büyük işler de, küçük işler gibi, her gün eklenen bir taşla örülür; ölüm de, her gün örseleniveren bir taş kıyıcığıyla gün gün ardına, gece gece ardına dokunur; ölümün büyüğü de, küçüğü de.”
“Yıllar sonra, bir gün geldi, ‘kedi’ baskıdan usandı. Bunca yıl bu baskıyı seve seve kabul etmiş olması iyi bir şeydi. Baskı dediğinden usanması da iyi bir şey. Bu durumda ya başını alır gider, ya da, ilişkinin çerçevesini bozmamış görünerek içinde istediği gibi davranmaya kalkışırdı. Önce ikincisini yaptı; bunca yılın emeğini, karşılıklı emeğini, yerle bir ederek. Ondan sonra başını alıp gitti.”
“Kişinin hastalıklarla uğraşması, dışarıdan sızmış bir düşmana kafa tutmasıdır. Yüreğin bozulması ise, kişiyi kendiyle karşı karşıya getiriyor olsa gerek. Kişi yenmeğe değil, aşmağa bakar o engeli, yaşamak için.”
“Adamın biri bir deniz balığı tutmuş günün birinde, o kadar sevmiş ki yanında hep kalsın istemiş. Her gün suyunu tazelermiş, denizden kova kova çekip taşıyarak. Bir süre sonra usanmış deniz suyu taşımaktan, musluk suyunu denemiş. Balık biraz tedirgin olmuş ama alışmış sonunda tatlı suya. Gel zaman git zaman adamın içine merak olmuş, tatlı suya alışan balık havaya da alışır mı diye... (Bana sorarsınız, balık ya alıkmış ya da adamı gereğinden çok seviyormuş ki bu da bir çeşit alıklık olabiliyor sırasında. Dönelim gene Ali Poyrazoğlu’nun masalına.) Balık önce boğulayazmış, debelenmiş, sonunda havaya da alışmış. Günlerden bir gün adamın denize gideceği tutmuş. Balığı da yanında. Koymuş onu çakıllığın gölgeli bir köşesine, kendi de denize girmiş. Çocuklar geçiyormuş oradan o ara. Balığı görmüşler. Nasılsa, acımışlar, bu balık karaya vurmuş, yazık, denize atalım, demişler. Adam deliler gibi yüzüp yetişesiye balık boğuluvermiş denizde.”
Reklam