Masa... bulaşıklar... Babaları yemekten kalkar kalkmaz masayı toplamayı hiç sevmez, sigaranın yakıldığı keyif anlarıdır yemek sonraları. Ben de sevmem. Ama masanın toplanması gerek. Ben topluyorum. Bulaşıkların da yıkanması gerek. Ben yıkıyorum. Bazen lütfediyor, bulaşığa yardım ediyor. Ama her zaman lütfettiğini anımsatan davranışlarla. Aslında istemese, yıkamaz, bu onun görevi değil çünkü.
"Şu haline bak, tamtakır evinde oturmuş ders çalışıyorsun, ne uğruna, oysa şimdi, şu anda nerelerdeydin kim bilir... Hangi davette, kimlerle konuşuyor olacaktın... Nerelere çağrılmıyordunuz ki?
"Nilay ben çağrılmıyordum, O çağrılıyordu, ben de onun kolunda süs köpeği gibi gidiyordum. Nilay göreceksin bak, ben oralara ben olarak çağrılacağım, o zaman ben olarak çağrılmıyordum... Ben, kendi adım ve kendi soyadımla, çağrılacağım ve canım isterse gideceğim, istemezse gitmeyeceğim."