Mehmet

Uğradığımız felaketlerin çoğunda bunların yarattığı etkiden çok, niyete bakarız. Damdan düşen bir kiremit daha ağır bir şekilde yaralayabilir ama kötü niyetli bir elin kasti olarak fırlattığı taş kadar derin etki bırakmaz. Taş bazen ıskalayabilir ama amaç her zaman hedefine ulaşır. Felek sillesini vurduğunda en az fiziksel acıyı hissederiz. Feleğin sillesini yiyen kişi, başına gelenlerin sorumluluğunu yükleyecek biri bulamadığın da, kaderini, kendisine eziyet etmekten hoşlanan biri gibi görür, onu aklı ve bir çift gözü olan bir insanmış gibi düşünüp, bir kişiliğe büründürerek tüm sorumluluğu ona yükler. Böylece kime kızdığını bilmeden, oyunu kaybettiği için bozulan bir kumarbaz gibi öfkeye kapılır, kendisine eziyet etme konusunda kararlı olan kaderinin ona karşı saldırıya geçtiğini düşünerek, öfkesini bununla besler ve kendi yarattığı düşmanına karşı hırslanıp ateş püskürür. Başına gelen tüm felaketlerde mutlak bir zorunluluktan başka bir şeyin etkisini göremeyen bilge kişi ise, böyle saçma bezeyanlara kapılmaz. Acıyla haykırır ama bunu kendini kaybetmeden ve öfkeye kapılmadan yapar; başına gelenlerin yalnızca fiziksel etkilerini hisseder ve aldığı darbelerle bedeni yaralansa da, bunların kalbine kadar ulaşmasına müsaade etmez.
İnsan ve Hayat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kendinde ayıplanacak hatalardan başka bir şey bulamayan bana gelecek olursak, kalbimden isteyerek geçirdiğim hiçbir kötülük olmadığı için başıma gelen tüm felaketlerden zaaflarımı sorumlu tutarak kendimi avutuyorum.
İnsan ve Hayat
Sanırım, gerçekten yaşadığım ve yaşamaktan en çok zevk aldığım anlar, duygularımın, önemsenecek bir tarafları olmadığı halde insanlar tarafından fazlaca önemsendiği ve mutlu sandığımız bu insanların saçma uğraşları etrafında değil de kalbimin etrafında toplandığı anlardır.
İnsan ve Hayat
İnsanlarla kardeş olduğumu sandığım günlerde fani mutluluklar üzerine planlar yapardım. Bu planlar daima herkesi ilgilendiren şeyler olurdu çünkü herkes mutlu olmadığı sürece mutlu olamazdım ve benim sefaletimin içinde kendilerine mutluluk aradıklarını görene dek de hiçbir zaman kişisel bir mutluluk düşüncem olmadı.
İnsan ve Hayat
Bana gelince, beni görebiliyorsa görsünler bakalım, ama bu imkansız çünkü benim yerime kendi yarattıkları ve gönüllerince nefret edebilmeleri için şekilden şekle soktukları Jean­ Jacques'tan başkasını göremeyeceklerdir. O halde, onların beni nasıl gördüğünü dert etmek yanlış olur; buna gerçekten hiç aldırış etmemeliyim; ne de olsa gördükleri kişi ben değilim.
İnsan ve Hayat