Bazı sıkıntılar vardır ki ruhu yüceltir ve güçlendirir ama bazıları da vardır ki onu alçaltır ve öldürür. İşte benim kurbanı olduğum, bu türden bir talihsizliktir.
Ruhumda kötülüğün mayası olsaydı eğer, yaşadığım bu sıkıntılar beni fazlasıyla kışkırtarak bir delilik yapmaya sürüklerdi ama ruhum beni yalnızca eylemsizliğe sürükledi.
Yeryüzündeki her şey sürekli bir akış halindedir. Hiçbir şey kesin ve kalıcı bir forma girmez ve dış etmenlere bağlı olan duygularımız da ister istemez onlar gibi geçici ve değişken olurlar. Her zaman önümüzde ya da ardımızda duran duygularımız, bize ya artık var olmayan geçmişi hatırlatır ya da hiç gerçekleşmeyecek bir geleceği. Bunlarda kalbin bağlanabileceği dayanıklı hiçbir şey yoktur. Bu nedenledir ki, yeryüzünde yalnızca geçici zevklerle oyalanabiliriz. Daimi bir mutluluğun varlığına inanmıyorum. En büyük mutlulukları yaşarken bile, kalbimizin bize "bu anın bir ömür sürmesini isterdim" diyebildiği anlar çok nadirdir. Geçmişte kalanı özlememize ve henüz olmamış bir şeyi arzu etmemize neden olup kalbimizi endişe içinde ve bomboş bırakan durumlara nasıl olur da mutluluk diyebiliriz?
Başkalarına borçlu olduğum şeyleri özenle tartar biçerken, kendime neler borçlu olduğumu yeterince irdeledim mi? Eğer kişi başkalarına karşı dürüst oluyorsa, kendisine de dürüst olmalıdır. Bu, dürüst bir insanın kendi haysiyeti adına kendisine göstermesi gereken bir saygıdır.
Yararına, zararına bakmadan, iyi ve kötü niyetli yalanları birbirinden ayırmak gibi bir yükümlülüğün altına girmeden, hepsini aynı kefeye koyarak, tüm yalanları kendime men ettim.