Ömer

Ömer
@ofakyavas
10/10
·400 syf.··
2017 112. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2017 18:59
Bu kadar güzel ve iyi yazılmış, severek okuduğum son fantastik roman benim için Salvatore'un Drizzt Do'Urden efsanesini anlatmaya başladığı Anayurt-Sürgün ve Göç üçlemesiydi. Salvatore'un diğer kitaplarında bu ilk üç kitaptaki derinliği bulamadığım için bir kaç kitaptan sonra bıraktım okumayı. Nedenini bilmeden en çok fantastik dünyaları anlatan romanlarda tutunmaya çalışıyorum, Le Guin'in ince ince örülmüş fantastik dünyaları bütün ilgi çekici özellikleriyle beraber yine de tam olarak o klasik havaya uymuyor gibi, onun karakterleri anlama derdindeler ve yaşama derdinde, isimlerinden yaşadıkları dünyaya dek her yerde nakış gibi işlenmiş bir hayal gücü görülüyor. Tolkien gibi yazarları okuyanlar Le Guin'in dünyasını bile ister istemez daha yalın, daha dar bir çaba olarak görüyorlardır, emin değilim, belki de böyle düşünmeyen okurlar da vardır. Sapkowski'nin dünyası ise son derece eğlenceli, son derece güzel yazılmış, bol bol gülebildiğimiz bir dünya. Canavar avcısı Witcher bizi hikâyeden hikâyeye bu dünyada dolaştırırken insan olmakla insan olamamak arasında kalmış nice canavarın dünyasından bakarak, kötülükle iyilik arasında gelip giden karakterlerle bir bakıma lanetlenmiş, kötülüğe bulaşmış, yolunu şaşırmış, kaybolmuş insanların öyküsünü anlatıyor. Yazarın dili kesinlikle çok eğlenceli. En güzeli ise karakterlerimiz renkli, ilgi çekici ve komik. Nivellen ise hayatta tanıyabileceğiniz en eğlenceli canavar, orası kesin. Günah ve erdem el ele dolaşıyor bu fantastik dünyada, Witcher hayatta kalmak için günlük işlerini yürüterek canavar avına devam ederken politik oyunların, ihanetlerin, kötülüklerin, iyilik ve dostlukların arasında debelenerek hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bir gün su elementi cini olan marid, bir gün mağaralarda yaşayan zehirli, ejderimsi bir
The Witcher - Son DilekAndrzej Sapkowski · Pegasus Yayınları · 20174,285 okunma
Ömer
Çok güzel bir inceleme. Tebrikler.