Ne zaman sonra, odasının kapısının tıklanmasıyla doğruldu. Oturdu. "Girin!" dedi. Kapının kenarından, elinde beyaz bir bez olan temizlikçi kadın kafasını uzatıp:
Beyim, sıra bu odaya geldi. Hemen çarçabuk halledivereyim, dedi.
Bu bir rica değil de haber veriyormuş gibi bir tavırdı.
- Olur, dedi, profesör.
O hala kendi dünyasında; kendini, yaşamını haklı kılacak, tutunabileceği bir şey arama derdindeydi. Kadına dikkat etmedi bile.
Çalışma odasının bir duvarında, eskiden salonda olan, yenisi alınınca kitaplık olur bahanesiyle bu odaya konulan ama içindekilerle birlikte geldiği için tek bir kitabın bile yer bulmadığı vitrin bulunuyordu. Kadın vitrini açıp, bir adım geri attı. Ellerini beline koyup, yapacağı temizliğin gözünde büyüdüğü her halinden belli olan bir tavırla ve profesörün odada olduğunu bir an için unutarak:
- İnsanlar kullanmadıkları şeyleri neden saklarlar ki evlerinde? hiç anlamam! Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Öff! Amma da saçma! Yemin ederim şu zenginleri hiç anlamıyom, dedi ve temizliğe başladı.